MUAYENE in English translation

exam
sınav
muayene
examination
muayene
sınav
inceleme
incelemesi
incelenmesi
tetkikinin
examine
muayene
incelemek
inceleyin
incelerken
inceleyeyim
inceleyeceğiz
physical
fizik
somut
muayene
beden
maddi
inspection
teftiş
kontrol
muayene
denetim
denetleme
inceleme
incelemesi
yoklama
see
görmek
görüyor
bak
görüyor musun
bakın
bakalım
görürsün
görün
görelim
anladın mı
consultation
muayene
istişare
danışmanlık
konsültasyon
danışma
bir danisma
konuşmanızdan
check
kontrol
hesap
şah
bak
çeki
bakın
çek
bakayım
araştırın
araştır
examined
muayene
incelemek
inceleyin
incelerken
inceleyeyim
inceleyeceğiz
examining
muayene
incelemek
inceleyin
incelerken
inceleyeyim
inceleyeceğiz
exams
sınav
muayene
seen
görmek
görüyor
bak
görüyor musun
bakın
bakalım
görürsün
görün
görelim
anladın mı
examinations
muayene
sınav
inceleme
incelemesi
incelenmesi
tetkikinin
checked
kontrol
hesap
şah
bak
çeki
bakın
çek
bakayım
araştırın
araştır
consultations
muayene
istişare
danışmanlık
konsültasyon
danışma
bir danisma
konuşmanızdan

Examples of using Muayene in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bir çok insan bu muayene için üç aya beklemek zorunda kalıyor.
Most people have to wait three months for this consultation.
Muayene! Herkes ayağa kalksın.
Everyone on your feet. Check'em all.
Muayene olmak için yeterli mi?
It's enough for the inspection.
Ama daha büyük bir hastanede muayene olması gerek.
But… he needs to be examined at a bigger hospital.
Kızın dizini muayene ediyor ve diyor ki.
He was examining a girl's knee and he said.
Muayene edebilir misin? Acaba onu bir saniyeliğine?
I was wondering, could you maybe examine him for a second?
Beni muayene değil beş deneme ilgilendiriyor.
It's not the exams I'm interested in. It's the five tries.
Muayene için oraya gitmemi istiyorlar.
They want me to come over for a consultation.
Amca Maori… muayene için gönderdi. Ne oldu?
Uncle Mouri… he was sent for the inspection. What happened?
Onu muayene edin.
Check him up.
Seni muayene edeceğini söyledi.
He said he would see you.
Dikkat. Artik muayene olmak istemiyorum.
Be careful. I don't want to be examined anymore.
Muayene odasında kimse olmadığını sanıyordum o yüzden ışıkları söndürdüm.
I thought there was no one in the examining room… and turned off the light.
Lütfen beni muayene eder misiniz? Polis mi?
The police'?- Will you please examine me'?
Kontrol, muayene, olağan şeyler.
Checkups, exams… the usual stuff.
Zamanın verimliliği, muayene odasındaki dilin verimliliği.
Efficiency of time, efficiency of language in the consultation room.
Muayene yetkili değil. Durun!
Inspection is not authorized. Hold it!
Bence sadece buradaki hastaları muayene etmen daha iyi.
I think it's best for now if you just see patients.
Nefes darlığı çekiyorsunuz. Sizi muayene edeyim.
You're short of breath, let me check you out.
O burada. Onlar sadece muayene edilmeye hazırlıyor.
She's here. They're just getting her ready to be examined.
Results: 1002, Time: 0.0434

Top dictionary queries

Turkish - English