OLUK in English translation

gutter
oluk
lağım
bataktan
bataklıktan
çukurdan
kaldırım kenarındaki oluğa
groove
oluk
oyuk
havaya
yiv
chute
paraşüt
kanalına
oluğundan
kabine
bacası
drain
drenaj
lağım
tahliye
kanalizasyon
boşalt
göçü
gideri
suya
kanala
akıtın
trough
oluk
yalağı
yemlik
çukurunun
tekneniz
furrow
oluk
çizgiyi
gully
dereye
kanal
çukur
bir oluk
gutters
oluk
lağım
bataktan
bataklıktan
çukurdan
kaldırım kenarındaki oluğa

Examples of using Oluk in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yatay oluk.
Horizontal furrow.
Sağlığınız için bunu yapıyorum Burası yemek masası, oluk değil.
This is a dining table, not a gutter I am doing it for your health.
Tabii o zamanlar garajda oluk yoktu.
But we didn't have gutters in the garage.
Bu işi her zaman yapar, bu oluk.
It does this thing all the time, this gutter.
Görünüşe göre aşağılık oluk çöpe atmadım.
Turns out I'm not lowdown gutter trash.
Kontrol ettim, oluk sağlam.
I checked, the gutter is sturdy.
Oluk dolsun yeter.
Just enough to fill the grooves.
Kız bebeğim bize oluk ve merdiven kopyasını gönderdi.
My baby girl sent us her copy of Chutes and Ladders.
O oluk oyuncak değil!
That guttering is not a toy!
Oluk temizleyici.
It's a gutter cleaner.
Oluk bayan aklını çık.
Get your mind out of the gutter, missy.
Oluk çok önemlidir.
Flute is very important.
Yani oluk çamur dolu.
So the gutter is full of sludge.
Lateral oluk yok.
There is no lateral sulcus.
Oluk çizgisini takip et.
Follow the conduit lines.
Oluk çizgisi de nedir?
What's a conduit line?
Bize Tüm oluk bulunmaktadır.
All of us are in the gutter.
Üç haftadır kutusunda duran oluk temizleme robotunu kullansan da hoşuna gitmez miydi?
Would it feel wrong to use that robot gutter cleaner that's been sitting in the box for the last three weeks?
küçük oluk daha geniş ve sığ, büyük oluk da daha dar ve derindir.
wide minor groove and a narrower, deeper major groove.
Belki bu oluk kırılmazdı. Siz çocuklar sürekli buraya bir şeyler atmasaydınız.
If you kids weren't always throwing stuff up here, maybe this gutter wouldn't be broken.
Results: 93, Time: 0.0385

Oluk in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English