ONA in English translation

to him
ona
onunla
yanına
to her
ona
onunla
kıza
kadına
anneme
yanına
götür

Examples of using Ona in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ama ona ne diyeceğiz? Ansızın duyabilir.
But what should we call it? It would suddenly hear.
Larry ona kapsamlı bir nörolojik muayene yaptı, hiçbir şey yok.
Larry gave him a thorough neurological exam, it's nothing.
Ve şimdi ona cevap vermek için gizli bir yol bulmalıyım.
AND NOW I HAVE TO FIGURE OUT A SECRET WAY TO ANSWER HER.
Ona çok benziyormuşsun.- Hayır, benim.
You looked a lot like her.- No, that's me.
Ona 10. 000$ borç verdim, havalimanına götürdüm.
I DROVE HIM TO THE AIRPORT. SO I LOANED HIM THE $10,000.
Üzgünüm. Tıpkı ona benzeyen birini tanıyorum.
I know a person that looks just like him. I'm sorry.
Yunanistana gidip ona katılmalı, kılıcını gerçek Pompey kanına bulamalısın.
PERHAPS YOU SHOULD GO AND JOIN HIM IN GREECE, GET SOME REAL POMPEIAN BLOOD ON YOUR SWORD.
İşi bitince, ona ofisime gelmesini söyler misin?
WHEN HE'S FINISHED, WOULD YOU TELL HIM TO COME TO MY OFFICE?
Ona çok benzeyen bir kadın tanıyorum. Hayır.
I knew a woman who was a lot like her.- No.
Ona ben bakıyorum. Ne diyorsun?
I care about him. What are you talking about?.
Ona çok benzeyen bir kadın tanıyorum. Hayır.
No. I knew a woman who was a lot like her.
Ona doğru dürüst söylemedim bile. Ji-woondan hoşlandığımı.
Properly tell Ji-woon that I like him. I didn't even.
Yola çıkmış olmadan ona söylememeliyiz. Bilmemeli.
SHE'S NOT TO KNOW, AND WE WON'T BE ABLE TO TELL HER.
Ona düğünün hapishanede olacağını ne zaman söyleyeceksin?
WHEN ARE YOU GONNA TELL HIM THE WEDDING'S IN THE SLAMMER?
Ona seve seve bir şapka iğnesi falan saplayabilirim.
I would happily stick a hat pin in her, or whatever.
Ona sordum. Kesinlikle hayır'' dedi.
HE SAID,"HELL NO. HEY, I ASKED HIM.
Bayan Booth ameliyathanede… ona rehberlik etmek için bir hatayı önlemek için.
To prevent a mistake. Ms. Booth was in the OR… to give him guidance.
Bayan Booth ameliyathanede… ona rehberlik etmek için bir hatayı önlemek için.
Ms. Booth was in the OR… to give him guidance, to prevent a mistake.
Diye ona biraz sıvı almazsa. Eh, ölecek.
Well, she's gonna die if she doesn't get some fluids in her.
Duydun mu? Ona göz kulak ol Mal, benim için.
You hear? Watch over him, MaI, for me.
Results: 236335, Time: 0.0434

Top dictionary queries

Turkish - English