Examples of using Ormandaki in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ormandaki hayvan, varlığını sürdürmek için öldürünce ona vahşi diyoruz.
Ormandaki gezilerimiz sona erdi.
Sonra ormandaki gruplardan biri bataklık suyu içmekten delirir.
Ormandaki her şey birbirine bağlıdır.
Ormandaki yola gir, o çok daha kısa.
Bu onların ormandaki eski gelenekleri.
Ormandaki kır evini inşa etti ve bir keşiş gibi yaşamak için inzivaya çekildi.
Ormandaki ağaç sıklığı azaldı.
Titreyen küçük kulakları ormandaki tüm sesleri yakalıyordu fakat saldırmıyordu.
O ormandaki bir şey kontrolü kaybetmeni sağlıyordu.
Bizi ormandaki cadının karanlık büyüsü altında Şeytanla anlaşmaya ittin.
Ormandaki o şeyler.
Askerlerin, ormandaki yolu nasıl bulduklarını araştırıyordum.
Ormandaki cesette hayvan tüyleri bulmuşlar!
Ormandaki bir çok sayıda hayvanı yetiştiriyorlar… Awalar hayvanlar konusunda oldukça saplantılılar.
Maldor ormandaki her şeyi şeytani yapmış.
Ormandaki güvenli patikaları işaretledim.
Ormandaki her tür adam.
Ormandaki her yer birbirine benziyor.
Çöldeki bir el ormandaki iki kuşa eşdeğerdir.