ORTADA in English translation

in the middle
orta
tam
bir yarısı
göbeğinde
centre
orta
center
merkezi
there's
orada
olsun
vardır
yanında
burada
bir
var diye
i̇şte
içinde
mevcuttur
of
var
yerine
dolu
yüzünden
oluşan
dışında
dolayı
sayıda
tür
dolusu
obvious
açık
belli
bariz
belirgin
apaçık
malum
aşikar
ortada
aleni
bilindik
halfway
yarım
rehabilitasyon
yarısını
yarı yolda
ortasında
öbür ucuna
yolunu yarılamıştır
diğer ucuna
in the center
merkezinde
ortasında
exposed
ifşa
maruz
açığa
ortaya çıkarmak
çıkar
teşhir
deşifre
afişe
apparent
belirgin
görünür
görünen
açık
belli
bariz
aşikar
ortada
görünmüyor
just
sadece
az önce
yalnızca
yeni
tıpkı
yeter
tam
hemen
biraz
daha yeni

Examples of using Ortada in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ama eşimin bugün burada olmadığı ortada.
But it must be obvious my wife is not here today.
Hayır, ortada bir yanlışlık var.
No, there's just a mistake.
Önceliklerimizin açıkça ortada olduğuna inanıyorum.
I believe the priorities are clearly apparent.
Ortada durun. Haydi, Lily.
Come on, Lily. Stand in the center.
Milyonerler ortada. Gidip yakından bakalım.
Let's go down to the felt. Millionaires in the midst.
Seninle ortada buluşacağız.
You gotta meet us halfway.
Efendiyi ortada bırakıp sonsuza kadar uzaklaşayım.
I will walk away forever leaving the Master exposed.
O zaman bizi nereye götürdüğünü bilmem gerek, yoksa ortada güven kalmaz.
Then I gotta know where you're takin us, otherwise, there's no trust.
Sizin gibi. Yaptığınız her şey çok ortada.
Obvious. Like you-- everything you do is so.
Ortada aşk falan yok.
That's not just love.
Ortada durun. Haydi, Lily.
Stand in the center. Come on, Lily.
Önemli olan Haitinin ortada olması onlarca yıl süren insani krizden.
What matters is that Haiti is in the midst of a decades-long humanitarian crisis.
Fakat açıklayıcı bir sebep var ortada. Pekala, belki sana aptalca gelebilir.
Well it may appear silly to you, but there's a perfectly reasonable explanation.
Seninle ortada buluşacağız.
You got to meet us halfway.
Çok ortada.
Too exposed.
Sizin gibi. Yaptığınız her şey çok ortada.
Obvious. everything you do is so… Like you.
Ayrıca bazı şeyler ortada plan yokken oluyor.
And some things just happened with no plan at all.
Ortada yok mu?
No show?
Ortada fırınımız var, değil mi?
An8}We have a furnace in the center, right?
Seninle ortada buluşmak istiyorum.
I just want to meet you halfway.
Results: 2038, Time: 0.088

Top dictionary queries

Turkish - English