POMPALAMAK in English translation

pump
pompa
tulumba
pompalamak
pumping
pompa
tulumba
pompalamak

Examples of using Pompalamak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bir şey pompalamak zorunda değiller, hatırladın mı?
they don't have to pump anything, remember?
Ana fikir mahkumları bir yere kapatıp… hava kanallarından içeriye karbon monoksit… pompalamak.
And pump carbon monoxide from the physical plant into the air ducts. The idea is to seal off the prisoners' living quarters.
Tamam, ama dinle, o şımarık beyler bile Bir şey pompalamak zorunda değiller, hatırladın mı?
They don't have to pump anything, remember? Okay, but listen, even those lamer dudes?
Amonyak tuzunu delikten pompalamak ve aracın içine yaymak için bir püskürtücü kullanabiliriz.
We can use an atomizer to pump the salts through the hole, and then disperse it through the vehicle.
Onu becermek istiyorum… pompalamak, pompalamak ta ki çığlık çığlığa kalana kadar.
I wanna pump her… pump, pump, pump, till she screams bloody murder.
Sıvıyı yüksek basınçla yer altında ki depoya pompalamak, yıkıcı çevresel sonuçlara yol açabilecek doğal gazları açığa çıkardı.
By pumping high-pressure liquid into underground shale deposits, fracking releases natural gas, but can lead to devastating environmental consequences.
Bana ne pompalamak istediğinizi öğrenene kadar… o serumu bana takmaya zahmet etme.
And don't bother trying to hook up that IV until I know what you want to pump into me.
Vücut fonksiyonlarının diğer memeliler gibi olduğunu varsayarsak, kalbi 2.449 kg vücut ağırlığını taşımak için gerekli oksijeni sağlamak üzere büyük miktarda kan pompalamak zorunda kalacaktır.
Assuming his bodily function is the same as any mammal's, his heart would need to pump a large amount of blood throughout his body to provide enough oxygen for him to move 5,400 pounds of body weight around.
Adrenalin pompalıyorsun ve etrafında bir sürü bok oluyor.
The adrenalin's pumping, there's shit happening all around you, it's dark.
Herbirini art arda pompala. Angelayı ne olursa olsun güvende tut.
Pump after each one. keep angela safe at all costs.
Eski kanı tekrar pompala, ha?
Get the old blood pumping again, eh?
Pompalama işleviniz düzgün çalışıyor.
Your pump is functioning correctly.
Eğer bu şey pompalamayı bitirirse, Malvado onun istediği her şeyi alacak.
If this thing finishes pumping, Malvado gets everything he wants.
Bu maldan biraz pompala varoluş ile hiçlik hakkında her şeyi çözersin.
Pump some of that into you, and you know the true meaning of being and nothingness.
Kalp kan pompalamayı bırakır, ve kan yerçekimine göre vucutta kendine yer bulur.
The heart stops pumping and blood settles where gravity pulls it.
Orjinal pompalama salağı.
The original one pump chump.
Su pompalayan istasyonu görüyor musun?
See the pumping station?
İlki pompalama kulübesine ve sonra seraya.
First in this pump house, and then… in this greenhouse.
Tam otomatikleştirilmiş alt seviyemize pompalıyor Binlerce taşıcıyı, kolileri.
Hundreds of conveyors, pumping parcels down to our fully-automated lower level.
Sütü pompala, bebeği at. -Veya benim evde geçerli olan.
Or what's known in my house, pump the milk, dump the baby.
Results: 40, Time: 0.0284

Pompalamak in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English