Examples of using Rezalet in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Duruşmayı erteliyorum. Bu rezalet. Bu yaptığınızın sonuçlarının.
Dışarıdaki rezalet yetmedi mi?
Tam bir rezalet.- Sağolun.
Hirdavatci dukkani rezalet, cocuklar nefret eder.
Onunla çalışmak rezalet.
Hızlı akşamlardan sonra kendimi toparlamam gerekmişti ama bu rezalet.
Başka rezalet yok. Topla olduğu gibi.
Rezalet bu.
Rezalet çıkarıyorsun ve herkes korkup geri çekiliyor.
Rezalet! Bunu nasıl yaparsın Miriam?
Ne rezalet. Xavier ile konuştuk.
Sen haklısın. Flatbush turtası rezalet.
Bu rezalet.
Biliyorum, biliyorum, bu rezalet.
Rezalet istemeyiz, değil mi?
Ne rezalet! Mackie, mahvoldum!
Rezalet! Bunu nasıl yaparsın Miriam?
Bu rezalet. Bir atlet bulmak için muazzam zorluklara katlandık.
Bu rezalet!
Ne rezalet. Xavier ile konuştuk.
