Examples of using Salon in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Salon açık. İsterseniz şimdi gidebilirsiniz.
Salon dansı mı? Camile çok eğlenceli olduğunu söyledi?
Şu adamın monoklına bak. Burası salon.
Kapıyı çaldım, ama sanırım beni duymadınız. Salon.
Salon da benim değil.
Bu salon sizin için!
Bu salon sadece benim kullanımım için.
Salon. Yemek zamanlari- saldiri icin en uygun zaman.
Salon müdürüne benim popom olduğunu söylediğimde bana yalancı dedi.
Salon dansı kursuna mı başladın?
Ve son kelimede salon var.- Yaşasın!
Affedersiniz. Sizin isiniz politika, benimse salon isletmek.
Salon için biraz değişik.
Salon 1, merdivenlerin yukarısında.
Bu salon çok güzelmiş.
Bu gördügüm en güzel salon, belli ki kusursuz bir zevkin var.
Ve sizden salon gibi kilitlenebilir bir odaya gitmenizi istiyor.
Ve son kelimede salon var.- Yaşasın!
Bu salon danslarını bırakmalısın, Stevie.
Salon bugün erken mi kapandı?