Examples of using Seninle in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Alicia seninle birlikte çalışmaktan korktu.
Ne de seninle olduğum sürece buradaki başka birinden.
Seninle ilgili.
Bunun anlamı, babam seninle evliyken Carolla bir ilişki yaşamış demektir.
Seninle işi bitince, iş hakkında konuşuruz.
Ancak seninle yaşayacak olanın potansiyel bir'' ben'' olması lazım.
Seninle böylesi daha kolay.
Seninle şarkı söylemek çok güzeldi. Fakat, her şarkının bir sonu vardır.
Ve seninle Alicei birlikte görmek için ölüyordum.
Birtanem, gitmeden seninle bir dakika konuşabilir miyim lütfen?
Andrew Ruskın seninle psişik olarak bağlantı kurmaya çalıştığını düşünüyoruz.
Tanrı seninle çalışıyor.
Efendi doğrudan seninle konuşuyor, kardeş Beene.
Beni seninle birlikte kamp yapmaya ikna ettiğin o geceden mi?
Ama seninle Ama seninle kendi yerimi buldum.
Bağırmayı kesmezsen seninle tartışmak zorunda değilim.
Tanrım… seninle konuştum, Henry.
Jo, seninle benim aramda resmi olarak boş bir rütbe yok ki.
Seninle ya da sensiz intikam arzusunu paylasanlarla Romaya saldiracagim.
Seninle ya da sensiz sabah altı otobüsüne biniyorum.