Examples of using Soktular in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup gitti.
Nasıl soktular seni buraya çaylak?
Onlar beni bikiniye soktular ahbap, Bu afiş bir şey değil ahbap.
Ama şimdi, orduyu soktular ve Yahudilere göz açtırmıyorlar.
Geçmişte seni soktular, değil mi?
Aklına ne soktular? İyi de neden?
Hücreme iki mahkum soktular,- Gardiyanlar.
Yani, bizi buraya soktular, değil mi?
Koluma bir şey soktular ve çok acıdığını hatırlıyorum.
Nasıl soktular seni buraya çaylak?- Nasılsın?
Nasıl soktular seni buraya çaylak?- Nasılsın?
Nasılsın?- Nasıl soktular seni buraya çaylak?
Ne ıkınmaya kaldı, ne de içeri bir şey soktular.
Testler yaptılar, iğneler soktular.
Onlar sadece burunlarını soktular.
Şimdi, ekonomiyi bozup bizi Çin ile çatışmaya soktular.
Zeke ve Kate bütün kariyerimi riske soktular.
Her şeyi kafama soktular.
Çocuklar beni İstanbulda bir makineye soktular.
Ölümlü dünyayı tehdit ederek onu yeni bir buz çağına soktular.