SUISTIMAL in English translation

abuse
taciz
suistimal
kötü muamele
şiddet
suiistimal
istismarı
kullanımı
bağımlılığı
kötüye kullanma
kötüye kullanılması
exploited
istismar
istifade
sömürmeyi
kullanıyor
kullan
faydalan
faydalanabileceğimiz
sömürüyor
kahramanlık
misconduct
suistimal
görevi kötüye kullanma
suiistimaline
kötü davranış
bir görevi kötüye
misuse
kötüye kullanmak
suistimal
kötüye kullanılması
kötüye
kötüye kullanımı
istismarı
of malfeasance
suistimal
take advantage
faydalanmasına
yararlanmak
avantajını kullanıyorsunuz
avantajını kullan
istifade etmesine
suistimal
avantaj sağla
suiistimal
abused
taciz
suistimal
kötü muamele
şiddet
suiistimal
istismarı
kullanımı
bağımlılığı
kötüye kullanma
kötüye kullanılması
abusing
taciz
suistimal
kötü muamele
şiddet
suiistimal
istismarı
kullanımı
bağımlılığı
kötüye kullanma
kötüye kullanılması
abuses
taciz
suistimal
kötü muamele
şiddet
suiistimal
istismarı
kullanımı
bağımlılığı
kötüye kullanma
kötüye kullanılması

Examples of using Suistimal in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sanırım o suistimal ediliyor tıpkı senin annesine yaptığın gibi.
I think she's being abused, just like you abused her mother.
Suistimal yok, ama Amerikalıların bu işi nasıl yaptıklarını gördüm.
No abuses, but I have just seen how the Americans do it.
Çocuklar için görevlendirilen…- Terk edilmek, suistimal.
The children were assigned to a, uh… Abandonment, abuse.
Beni suistimal ediyorsun şu anda.
You're abusing me right now.
Mrs. Ward, eğer suistimal edilmiş hissediyorsanız, konuşabileceğiniz insanlar var.
Mrs. Ward, if you're being abused, there are people you can talk to.
Çalışmayı suistimal ediyorsun.
You're abusing this exercise.
Uzun zamandır küçümsenmiş, suistimal edilmiş, hapsolmuş durumdaydık.
We have been on our own, scorned, abused, imprisoned for so long.
Karısını suistimal etmye devam etsin diye eve göndermemiz beni rahatsız ediyor.
To keep abusing his wife. I'm annoyed we're sending him home.
Evde suistimal ediliyor mu?
Is she being abused at home?
Karısını suistimal etmye devam etsin diye eve göndermemiz beni rahatsız ediyor.
I'm annoyed we're sending him home to keep abusing his wife.
Evsiz insanlar… suistimal edilmiş bir kadın
Homeless guys… abused women and their kids,
Çalışmayı suistimal ediyorsun. Söyledin mi?
You're abusing this exercise. Did you?
Oradaki müvekkiller çok ezilmiş ve suistimal edilmiş.
Clients there are so trampled and abused.
Büyüyü suistimal etmenin cezası bu!
That's your payback for abusing magic!
Bir ihtimal Cha Do Hyun… Çocukken hiç suistimal edilmiş mi?
Was Cha Do Hyun ever abused when he was young?
Tekrar ediyorum, savunma avukatı itirazlarını suistimal ediyor.
Again, the defense attorney is abusing his objections.
sen… Biri tarafından suistimal edilmiş olmalısın.
Cha Do Hyun, I think you were abused by someone.
Güçlerini biraz suistimal ediyorsun.
You're abusing your powers a little bit.
Sevilmeyi hak etmediğin için suistimal edilmedin.
That you weren't abused because you didn't deserve to be loved.
Yerlileri yaktık, turistleri suistimal ettik.
Threatening the locals, abusing the tourists, terrifying the help.
Results: 222, Time: 0.04

Top dictionary queries

Turkish - English