TARLA in English translation

field
saha
arazi
bölge
sahra
alanı
alanını
tarlası
tarla
kalkanı
farm
çiftlik
çiftçi
tarım
tarlası
plantations
çiftlik
plantasyon
tarlası
ekin arazisini
fidanlık
bayındırlık
tarla
agricultural
ziraat
tarım
tarımsal
zirai
fields
saha
arazi
bölge
sahra
alanı
alanını
tarlası
tarla
kalkanı
plantation
çiftlik
plantasyon
tarlası
ekin arazisini
fidanlık
bayındırlık
of farmland
tarım arazisi
çiftlik arazisi
çiftlik alanı
agriculture
ziraat
tarım
tarımının
tarim

Examples of using Tarla in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Burada hiç tarla yokken, Greenes ve Brownes.
When there were no fields here, before the Greenes and the Brownes.
Tarla sahipleri savaş öncesinin Güneyinde bunu yerlerdi.
Plantation owners used to eat it in the antebellum South.
Fabrika. Hiç Zaleme giden oldu mu? Tarla.
Farm. Does anyone ever go to Zalem? Factory.
Çocuklarınızın oynadığı tarla ve dereleri düşünmenizi isterim.
I wish you would consider the fields and streams your children play in.
Hiç Zaleme giden oldu mu? Fabrika. Tarla.
Does anyone ever go to Zalem? Farm. Factory.
O yüzden, dönüp tarla satın aldım.
So, I moved back here and bought the plantation.
Biz asla tarla sürmedik veya süt sağmadık.
We have never ploughed fields.
Hiç Zaleme giden oldu mu? Fabrika. Tarla.
Farm. Does anyone ever go to Zalem? Factory.
Tarla yandı, 43 de gözaltı.- Yirmi yedi.
Twenty-seven fields burned down, 43 arrests.
Fabrika. Hiç Zaleme giden oldu mu? Tarla.
Does anyone ever go to Zalem? Farm. Factory.
Yirmi yedi. 27 tarla yandı, 43 de gözaltı.
Twenty-seven fields burned down, 43 arrests.
Hiç Zaleme giden oldu mu? Tarla. Fabrika.
Farm. Does anyone ever go to Zalem? Factory.
Tarla büyük olabilir
The fields may look big,
Hiç Zaleme giden oldu mu? Tarla. Fabrika.
Does anyone ever go to Zalem? Farm. Factory.
Burası Londra. Hiçbir tarla yok.
There are no fields, This is London.
Bu dostum insanlık tarihinin en tehlikeli tarla makinası.
This, my friend… This is the most vicious farm machine known to man.
Burası Londra. Hiçbir tarla yok.
This is London. There are no fields.
Babamla, uzun yürüyüşlere çıkardık… bu tarla boyunca.
I would go for long walks with my father… across this farm.
Geri kalanı tarla oldu.
The rest are fields.
Her işi yaparız, tarla da marla da.
We will do any work, in the fields or whatever.
Results: 365, Time: 0.0429

Top dictionary queries

Turkish - English