Examples of using Tembelce in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Fuzz askeri bağlantıdan söz etmişti. Tembelce.
Sessizce uyur ve tembelce hazmedersin.
Balık tutmayanlar bunun tembelce veya sıkıcı olduğunu düşünür. Oysa tam tersidir.
Ölümün yoğunluğu ve tembelce akışı… Bu ölen olmuyor demek… Boğulup gidiyorlar.
Saçları suyun altında, çayırdaki… tembelce dalgalanıyordu… çimenler misali yumuşak ve.
Ama bu ne kadar tembelce ve anti-feminist bir şey? Biliyorum bu uygulamalar faydalı olabiliyor ve bazı başarı hikâyeleri de var?
Ama bu ne kadar tembelce ve anti-feminist bir şey? Biliyorum bu uygulamalar faydalı olabiliyor
İşte olmayı çok sevdiklerinden, parkta gezinti yapmaktan veya tembelce brunch yapmaktan nefret ettiklerinden değil.
Saat olayı tembelce, aynı şekilde başka bir hastanın belirtileriyle Idarisi yönlendirmek te öyle.
İnsanların bütün tatillerini tembelce güneşte sırt üstü yatarak geçirmek istediğini sanmıyoruz.
Hayır, benim yerim bir uzay gemisinde tembelce oturan birinin değil, halkımın yanıdır.
Haftada bir toplantıyla bu işi idare etmenin tembelce ve etkisizce olduğunu söylemiştin
sonunda vakti gelince kaba canavar tembelce Beytüllahime doğru yürür?
Biraz tembeldir ama Askerî Okulda bağımsızlık eğitimi aldı.
Fail tembelleşiyor olabilir… faaliyetleri yeniliklerini kaybettikçe, ilgisizleşmeye başlıyor olabilir.
Birçok insan tembeldir. Aslına bakılırsa ben de tembelim.
Maruana sizi tembelleştirir ve motivasyonunuzu düşürür.
Aptal ve tembeller. Ve görüldükleri yerde vurulmaları gerekiyor.
Bir yıl savaş seni tembelleştirdi, senden bir ayyaş ve korkak yaptı.
Bağışlar onları sadece tembelleştirir, sence de öyle değil mi?