SLUGGISH in Turkish translation

['slʌgiʃ]
['slʌgiʃ]
halsiz
state
then
behavior
ağır
heavy
heavily
severe
hard
slow
badly
massive
harsh
gravely
critically
durgun
still
stagnant
calm
slow
placid
static
backwater
sluggish
recessional
windless
miskin
lazy
sloth
sleepy
sluggish
slacker
shiftless
cretinous
slowcoach
uyuşuk
numb
lazy
slowpoke
lethargic
dopey
drowsy
torpid
slow-mo
sluggish
shiftless
hareketsiz
move
movement
motion
action
act
activity
gesture
mobility
yavaş
slow
slowly
easy
gently
softly
nice
down
gradually
gevşek
loose
lax
limp
slack
flabby
floppy
relaxed
flaccid
loosey-goosey
sluggish
tembelce
lazy
lazybones
sloth
idle
slacker
indolent
slob
deadbeat
sneezy
sluggard

Examples of using Sluggish in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
For reasons beyond my control, I will soon become vapid, sluggish and slow-witted.
Kontrolüm dışındaki sebeplerden dolayı, yakında sıkıcı, tembel ve gerizekalı olacağım.
Why are you so sluggish today?
Bugün neden çok durgunsun?
You don't say so!" said Hall, who was a man of sluggish apprehension.
Bunu söyleme!'' Halsiz yakalanması bir adamdı Salonu, dedi.
But the tortoise is acting super sluggish.
Ama kaplumbağa çok halsiz davranıyor.
A little sluggish.
Biraz ağır hareket ediyor.
She's feeling a little sluggish tonight.
Bu akşam kendini biraz halsiz hissediyor.
Like a wet sponge. Sluggish.
Biraz ağır. lslak sünger gibi.
The tortoise is acting super sluggish.
Ama kaplumbağa çok halsiz davranıyor.
One last time. On the phone, his voice sounded sluggish.
Telefonda konuşması uyuşuk gibi geliyordu.- Son defalığına.
On the phone, his voice sounded sluggish.
Telefonda konuşması uyuşuk gibi geliyordu.
Like a wet sponge. Sluggish.
Biraz ağır. Islak sünger gibi.
Sluggish, like a wet sponge.
Biraz ağır. Islak sünger gibi.
Feeling a little sluggish.
Biraz halsiz gibiyim.
Pupils sluggish, slowly reactive.
Göz bebekleri cansız, yavaş tepki veriyorlar.
Tom's a night owl, but he's very sluggish in the morning.
Tom bir gece kuşu ama sabahları çok mıymıntı.
No good. Too sluggish.
Hiç iyi değil, çok uyuz.
Right pupil's dilated and sluggish.
Sağ göz bebeği büyümüş ve cansız.
You seem a little sluggish.
Ya sen?- Biraz yavaşladın gibi.
We were all feeling very sluggish.
Hepimiz kendimizi çok halsiz hissediyorduk.
We're all a little sluggish today.
Bugün biraz tembeliz.
Results: 84, Time: 0.0661

Top dictionary queries

English - Turkish