TEMELI in English translation

foundation
temel
kuruluş
fondöten
dernek
vakfı
kurumu
vakfı mı
basis
temel
dayanarak
olarak
baz
bir dayanakları
esası
base
taban
temel
merkez
baz
aşama
esas
üssü
tabanı
üsten
kitlesi
basic
temel
basit
the cornerstone
temeli
mihenk taşı
köşe taşını
köşe taşı
önemli
fundamental
temel
esas
önemli
kökten
essential
gerekli
temel
esas
şart
zorunlu
elzem
olmaz
asıl
önemli
zaruri
essence
öz
esansı
önemli
ruhunu
temeli
özden
esası
the bedrock
temelini
kayayla
taş yatağı
anakayaya
baseline
temel
referans
taban çizgisi
dayanağı
başlangıç
başlangıç noktamız
sınırdayız
ana hat

Examples of using Temeli in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bu da yaptığım işin temeli oldu.
And that became the baseline of what I was doing.
Bu, bir evliliğin temeli değil midir?
Isn't that the essence of getting married?
Aynı şablon, su bombası temeli adlı.
It's the same pattern, called the water bomb base.
Sevgili anne, temeli bitirdik, şu an sadece emir bekliyorum.
Dear Mum, Basic is now all over and I am presently waiting for orders.
Sırp bakanlığı: güvenliğin temeli bölgesel işbirliği.
Baseline of security is regional co-operation, Serbian ministry says.
Deneyin temeli budur.
That's the basic experiment.
Tüm organizmaların temeli karbondur. İnsanoğlu tarafından bilinen.
The basic building block for every organism known to man is carbon.
Hepsinin temeli… nakit para.
Or the most basic of all, cash.
Geri dönüşümün temeli bu.
This is basic recycling.
İnsanoğlu tarafından bilinen tüm organizmaların temeli karbondur.
The basic building block for every organism known to man is carbon.
Ama Uruguaya bayılıyorlar. Temeli diyelim.
Only basic. They love Uruguay.
Ama Uruguaya bayılıyorlar. Temeli diyelim.
They love Uruguay. Only basic.
Ağlayarak biraz abartmış oldun ama hikâyenin temeli iyiydi.
You went a little overboard with the crying, but the basic story was good.
Bununla birlikte, başa en kötüsü gelirse, bir kafa en temeli.
However, if the worst should come, one head's a basic minimum.
Uygarlığın temeli sallayacak türden birşey.
Something that would rock the foundations of civilization.
Temeli oldukça sağlam.
The foundations are as solid.
Bunlar temeli oluştururlar.
They form the foundations.
Temeli kazdıkları zaman, cesetleri bulacaklar.
When they dig the foundations, they will find the bodies.
Temeli nereye atıyorlar?
Where do you put the foundations?
Katı inançlarımızın temeli sarsılır ve sallanır.
The foundations of our eternal beliefs are shaken, rattled and rolled.
Results: 588, Time: 0.0502

Top dictionary queries

Turkish - English