TOPRAK in English translation

earth
dünya
toprak
yeryüzü
yerküre
yeri
yer
arzı
soil
toprak
toprakla
land
toprak
arazi
kara
arsa
ülkesi
diyarı
topraklar
yeryüzünde
karaya
yeri
dirt
toprak
pislik
kir
çamur
toz
pis
dust
toz
toprak
tozu
toza
ground
toprak
zemin
kara
temel
saha
yeraltı
alt
arazi
yere
yer
territorial
toprak
bölgesel
bölge
kara
mülki
karasuları
territory
bölge
toprak
topraklar
alanı
sınırları
clay
kil
clayi
claye
çamur
toprak
balçık
gün
hamur
soils
toprak
toprakla
lands
toprak
arazi
kara
arsa
ülkesi
diyarı
topraklar
yeryüzünde
karaya
yeri

Examples of using Toprak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Taksiden aldığım toprak örneği bunu gösterdi.
My analysis of the soil that I took from the cab proved that.
Ben Toprak Krallığı vatandaşı bile değilim.
I'm not even an Earth Kingdom citizen.
Ve toprak para demektir.
And there's always money in land.
Allan, bağlılığın toprak ve unvan ile ödüllendirilecek.
Allan, your loyalty will be rewarded in land and title.
Toprak kanunu aşktan daha kuvvetlidir.
The law of the land is stronger than love.
En kötü toprak ve gayrimenkul babana kaldı biliyorum.
I know your father had the worst of the land and the property.
Ben toprak adamıyım.
I'm a man of the soil, you know.
Bu toprak hattı değil.
It's not a land line.
Toprak lanetli.
Land's cursed.
Çünkü burada toprak bir yol bulursanız şanslısınız.
Cause out here, you're lucky if you find a dirt road.
Bu kırmızı toprak ve ölü yapraklar.
This red sand and the dead leaves.
Toprak zaten yumuşak, kazılmış.
The earth's already soft and dug and turned.
Onlar yıllarca toprak mülkiyetini tartıştı.
They disputed the ownership of the land for years.
Toprak titriyor.
The earth's shaking.
Diğerleri gibi toprak parçası işte.
A piece of ground, like any other.
Toprak çok sert.
The ground's too hard.
Niklausun tablolarının içinde toprak ve Mikaelın külleri bulunuyor.
Niklaus' paintings contain Mikael's ashes in the soil.
Kan ve toprak Tanrısı!
The god of blood and sand!
Her zaman toprak, ter parfüm, sigara dumanı kokar.
It always reeks of dust, sweat… perfume, cigarette smoke.
Bunun gibi? Hayır, bu yeşil toprak olacak… su ve sığır, ağaçlar ile evler inşa etmek.
With water and cattle, trees to build houses with. Like this? No, this will be green land.
Results: 6534, Time: 0.0538

Top dictionary queries

Turkish - English