UYDULAR in English translation

satellites
uydu
uydular
followed
takip
izleyin
sonra
ardından
takip edin
uy
peşinden
uyarız
izler
uygula
obeyed
itaat
uymak
itaat edin
uyarsanız
boyun eğerseniz
riayet eder
they fit
uydular
uyuyorlar
sığmaması
uygun
sığıyorlarsa
uyacaklar
uyacak mı
follow
takip
izleyin
sonra
ardından
takip edin
uy
peşinden
uyarız
izler
uygula
satellite
uydu
uydular
following
takip
izleyin
sonra
ardından
takip edin
uy
peşinden
uyarız
izler
uygula
they matched
eşleşiyor
uyumlu
uyuştular
hepsini birbirine bağlarsanız gölgeli bölgenin janein insan başlı at dövmesiyle eşleştiğini
uyduğunu
onlar maç
o madalyon bu gravürler , hikayenin tasviriyle eşleşiyor

Examples of using Uydular in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ve ortama uydular.
they wove mats and they fitted in.
Bazı uydular volkaniktir. Fakat volkanları buzdandır.
Some moons are volcanic, but the volcanoes are ice.
Ancak uydular sadece gezegenlerin etrafında dönmekten daha fazlasını yaparlar.
But moons do more than just go around planets.
Gezegenler ve uydular aynı şekilde başlarlar.
Planets and moons begin the same way.
Çevredeki diğer yakın uydular da yanlarından geçerken onu çekerler.
Other nearby moons also pull on it as they pass by.
Uydular sürprizlerle doludur.
Moons are full of surprises.
İlk bakışta, uydular yaşam için ideal ortamlar gibi görünmüyorlar.
At first glance, moons don't look ideal for life.
Uydular küçüktürler. Ancak yine
Moons are small,
Temmuz 1967de uydular bir gama ışını patlaması tespit etti.
On july 2, 1967, the satellites detect a burst of gamma rays.
Bazı uydular birçok kez parçalanıp tekrar birleşmiş olabilir.
Some moons may have been destroyed and reconstituted many times.
Bunlar Firavunun emrine uydular. Halbuki Firavunun emri hak değildir.
But they followed the command of Pharaoh and the command of Pharaoh was not rightly directed.
Biz yukardayız ve uydular aşağıda böylelikle kimse onları aşağıdan göremez.
We are high up and the satellites are low so no one can see them from below.
Uydular geçtikten sonra patlama iki derece daha yüksek.
The blast is two degrees higher after the satellites passed over.
Bilgi toplamak için farklı uydular kullanan farklı bir tüzel kişilik.
A separate corporate entity that uses separate satellites that gather information.
Roketler, uydular, bilgisayarlar.
The rocket, the satellite, the computer.
Bunlar Firavunun emrine uydular. Halbuki Firavunun emri hak değildir.
But they obeyed the command of Pharaoh even though Pharaoh's command was not rightly-directed.
Bunlar Firavunun emrine uydular. Halbuki Firavunun emri hak değildir.
But they followed the commandment of Fir'awn, and the commandment of Fir'awn was not right- minded.
Ve Allahın rızasına uydular. Allah büyük lutuf sahibidir.
They followed the good pleasure of Allah, and Allah is of Infinite Bounty.
Evet, uydular birbirine dolanmış olmalı çünkü kütlesi düşündüğümüzden büyük.
Yeah, the satellites must have gotten intertwined, the mass was much larger than we thought.
Uydular zaten yörüngede.
The satellite's already in orbit.
Results: 507, Time: 0.0411

Top dictionary queries

Turkish - English