UZAYAN in English translation

grow
büyür
büyüyen
büyüyüp
yetişir
yetişen
yetişiyor
büyütmek
gittikçe
büyümesini
yetiştiği
extended
uzatın
genişletin
uzanan
kapsıyor mu
uzun
geniş
long
uzun
süre
zaman
sürer
fazla
asık
daha
uzunluğunda
uzundu
sürdü
prolonged
uzatmaya
uzatıyoruz
stretched
streç
gergin
esnek
esnet
gerin
uzat
uzatın
uzan
biraz
lengthening
uzadığında
uzat
grows
büyür
büyüyen
büyüyüp
yetişir
yetişen
yetişiyor
büyütmek
gittikçe
büyümesini
yetiştiği
growing
büyür
büyüyen
büyüyüp
yetişir
yetişen
yetişiyor
büyütmek
gittikçe
büyümesini
yetiştiği
extends
uzatın
genişletin
uzanan
kapsıyor mu
uzun
geniş
longer
uzun
süre
zaman
sürer
fazla
asık
daha
uzunluğunda
uzundu
sürdü

Examples of using Uzayan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Uzayan gölgeler.
Lengthened shadows.
Tepeye kadar uzayan doğrusal kafatası kırığı.
Linear skull fracture extending into the calvarium.
Artık bana uzayan adam diyorlar.
They call me a man who elongates now.
Dökülen delikleri. Ve uzayan kabloyu.
The holes that pour through and the cord that stretches.
Yukarıya beyne doğru uzayan ince lifler var. Makas.
Scissors. There are thin filaments extending up and into the brain.
Uzayan hipertansiyon kalp krizine neden olmuş olabilir.
Protracted hypotension could have induced his heart attack.
Bu uzayan bir şey mi?
Is that a stretchy thingy?
Uzayan gölgeler.
And extended shade.
Yalan söyleyince burnu uzayan bir çocuk varmış.
The boy whose nose grew longer because of all the lies he told.
Uzayan gölgeler.
And continuous shade.
Uzayan maç.
Oh, that game.
Uzayan adamın gelini. Hey!
It's the bride of stretchy man. Hey!
Hayır ben uzayan şeyler sevmiyorum.
I don't like things to drag on.
Uzun Tommy. uzayan değnek.
Tall Tommy. Mushroom on a stick.
Organları tekrar uzayan kertenkeleler varmış diyorlar.
They say there are lizards that can grow back limbs.
Uzayan dillerini mi keseyim?
Cut their tongues out?
Eski uzayan kollarımı kullanacağım.
I will just use the old extenso-matic arms.
Ki bu yörünge, uzayan bir elips şeklinde.
Which is an elongating, elliptical orbit.
Pazarlama ve medya dünyasına uzayan… bir kültürel olgu haline gelmiş… hatta insanların eğilimini belirleyen biri olmuştu.
He became a cultural phenomenon that extended to the world of marketing and media. And he had even become a trendsetter.
Her türlü değişimin fazla uzayan'' statüko'' dan iyi olduğunu belirtti.
Any change is better than status"quo" which has been in effect too long, she said.
Results: 84, Time: 0.0432

Top dictionary queries

Turkish - English