Examples of using Uzayda in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Görkemli bir şekilde uzayda süzülen meleğe benzer şeyler.
Bu uzayda yüzmek gibi birşey.
Tüm uzayda ve tüm zamanda bir yolculuk.
Hayal gücümüz uzayda seyahat etmemize izin veriyor.
NASA bir bebeği uzayda vurmaya asla cesaret edemez.
Bu güç, uzayda kızıl canavarları oluşturmak için.
Uzayda, yüz milyon başka dünya var.
Bu uzayda ilk olmalı.
Uzaklaşarak sonunda uzayda kaybolup gidecek. Dünya iklimsel istikrârını yitirecek.
Uzayda yürüyüşe çıkacağım Lois.
O uzayda. Tüm kanallar bunlar Bayan Lovell.
O uzayda şu anda.
Zaman ve uzayda bulunan her şeye bir değerin biçildiği veri tabanı.
Benim uzayda kendi bölgem var.
Ama uzayda öldüler.- Öldüler.
O bana uzayda kanat verdi.
Şu anda uzayda olduğum için size cevap veremiyorum.
Sen uzayda yalnız kalıyorsun.
Uzayda evlenebiliriz. Ya da kayıp Atlantis kıtasında?
Uzayda kırık bir conta buldum. Teşekkürler.- Tabii.
