VAROLAN in English translation

in existence
var
varlığını
varoluşun
varolan
varlıgında
oluşun
soğanesias
exist
var
mevcut
gerçek
yok
varlığını
varolduğunu
var olduğunu
yaşıyor
yoksun
existing
var
mevcut
gerçek
yok
varlığını
varolduğunu
var olduğunu
yaşıyor
yoksun
there is
orada
olsun
vardır
yanında
burada
bir
var diye
i̇şte
içinde
mevcuttur
present
mevcut
takdim
armağan
sunar
sunmak
hediyesi
şimdiki
şu anki
bugünkü
anki
already
zaten
şimdiden
bile
önceden
çok
hâlihazırda
daha
başladı
exists
var
mevcut
gerçek
yok
varlığını
varolduğunu
var olduğunu
yaşıyor
yoksun
existed
var
mevcut
gerçek
yok
varlığını
varolduğunu
var olduğunu
yaşıyor
yoksun

Examples of using Varolan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Varolan her şeyi kapsayana kadar büyüyüp genişlemek.
Until everything is… covering all that exists, Me. To grow and spread.
Tek varolan benim sesim.
My voice is all there is.
İşte benim için varolan en büyük sanat formu budur.
So now you have got, for me, the greatest art form that ever existed.
Dünyanın bir köşesinde varolan bir cennetin umudu için.
For the hope there might exist on earth, some corner of this paradise that.
Etkin bir şekilde varolan her şey yalnızca belirli modernleşme biçimleridir.
All that effectively exists are just particular forms of modernization.
O varolan en kötü yılan türüdür.
He's the worst kind of snake there is.
Varolan her şeyi kapsayana kadar büyüyüp genişlemek.
Until everything is… To grow and spread, covering all that exists.
Kana susamış ejderhayım! Ben varolan korkunç, en korkunç!
I am the most gruesome, terrible, bloodthirsty dragon that ever existed!
İşte, bugün varolan, bu teknolojiyle güçlendirilmiş böylesi yenilik.
This is the kind of innovation, empowered by this technology, that exists today.
Kana susamış ejderhayım! Ben varolan korkunç, en korkunç.
That ever existed! I am the most gruesome, terrible, bloodthirsty dragon.
Gün ışığı doğmadan önce Varolan karanlık.
Long before the birth of light, there was darkness.
Gün ışığı doğmadan önce Varolan karanlık.
There was darkness. Long before the birth of light.
Varolan% 1 dosyası silinsin mi?
Overwrite existing file %1?
Varolan projeyi içeriye aktar.
Import existing project.
Varolan Dosyanın Üzerine Yaz.
Overwrite existing files.
Varolan programları, seni uyandırmama izin verecek şekilde yeniden düzenlemiştim.
I restructuredpre-existing programs to allow myselfto wake you.
Robinson varolan herşeyini ortaya koydu.
Robinson punched with a fare-thee-well.
Mink, varolan en güzel kürktür.
Mink is the loveliest fur there is.
Varolan her türlü yağmuru yaşadık.
We have been through every kind of rain there is.
Ve varolan güzellikler de samimi değil ve geçici.
And the beauty that does exist is fleeting and insincere.
Results: 217, Time: 0.0458

Varolan in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English