A BAIL in Turkish translation

[ə beil]
[ə beil]
kefalet
bail
bond
kefaret
redemption
penance
expiation
atonement
bail
to atone

Examples of using A bail in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The defense has been granted a bail hearing. the fact that the ballistics
Balistik ve DNA eşleşmemesi nedeniyle, savunmaya kefalet duruşması verilmiştir.
I know the meaning of a judge who let an innocent man sit in prison- for eight months with a bail amount.
Bir yargıcın, masum bir adamı sekiz ay boyunca kefalet parası isteyerek hapiste tutmasının anlamını biliyorum.
Prosecutors ordered the mayor to pay a bail of approximately 5,000 euros or face arrest, and barred him from leaving the country. They also called for Sofianski's removal from office.
Savcılar belediye başkanından ya 5 bin euro civarındaki kefaleti ödemek ya da tutuklanmak arasında seçim yapmasını isteyerek Sofianskinin yurtdışına çıkışını yasakladılar.
All I'm asking is that you speak to the DA and maybe they can set a bail for him so he can get out until his trial.
Tüm istediğim savcıyla konuşmanız… ve belki bir kefalet belirlenir böylece davaya kadar dışarda kalabilir.
I have been working… for the past six years.- Yes. for a bail bond company on and off.
Evet, alti yildir bir kefalet sirketiyle aralikli olarak çalistim.
I need a bail bondsman and a private investigator,
Her neyse, aramamın sebebi… Kefalet için pazarlık yapacak birine
Reason I'm calling is… Anyway… and you need a 21st-century answering machine! I need a bail bondsman and a private investigator.
Her neyse, aramamın sebebi… Kefalet için pazarlık yapacak birine ve bir özel dedektife ihtiyacım var.
will remain in British custody at least through Thursday(March 11th), when a bail hearing is held in London's High Court.
en az Londra Yüksek Mahkemesindeki kefalet duruşmasının yapılacağı 11 Mart Perşembe gününe kadar İngilterede gözaltında kalacak.
Maybe a bail reduction?
Belki kefalet indirimi?
Even a bail hearing.
Kefalet duruşması bile reddedildi.
I am a bail bondsman.
Ben bir kefalet kredatörüyüm.
Maybe a bail reduction.
Belki kefalet miktarını düşürme.
It's a bail hearing.
Bir kefalet duruşması.
This is a bail hearing.
Bu bir kefalet duruşması.
Just get a bail and leave.
Sadece kefalet al ve git.
This is simply a bail hearing.
Bu basitçe Bir kefalet işitme.
I'm a bail enforcement agent.
Ben bir kefalet meriyet ajanıyım.
Bobby's got a bail hearing.
Bobbynin kefalet duruşması varmış.
You really a bail bondsman?
Kefalet memuru musun?
Bobby's got a bail hearing.
Bobbynin kefalet durusmasi varmis.
Results: 7120, Time: 0.0353

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish