A CAR in Turkish translation

[ə kɑːr]
[ə kɑːr]
araba
car
auto
carriage
cart
ride
wagon
drive
bir araç
vehicle
car
tool
ride
a truck
instrument
vessel
transportation
craft
a van
otomobil
automobile
car
auto
motor
automotive
oto
auto
car
jet
arabası
car
auto
carriage
cart
ride
wagon
drive
arabaya
car
auto
carriage
cart
ride
wagon
drive
arabayı
car
auto
carriage
cart
ride
wagon
drive
bir aracın
vehicle
car
tool
ride
a truck
instrument
vessel
transportation
craft
a van

Examples of using A car in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And a car?
I'm gonna win myself a car!
Kendi arabamı kazanacağım!
To watch him looking at a car?
Arabalara bakmasını mı izleyeceğim?
The body and personal items were found after a car fire had been extinguished.
Arabadaki ateşin sönmesinin ardından kişisel eşyalarına ve cesedine ulaşıldı.
Reflection of a car headlight.
Arabalardan birinin farının yansımasıdır.
Or she had a partner with a car.
Ya da arabalı bir ortağı var.
There's a house, a car, savings and checking accounts, insurance.
Ortak olarak eviniz, arabanız, banka hesaplarınız ve garantileriniz var.
I-I lost myself a car, I owe myself a car.
Kendi arabamı kaybettim. Kendime bir araba borçluyum.
You cannot just leave her somewhere like you leave a car.
Onu arabanı bırakır gibi öyle herhangi bir yerde bırakamazsın.
Sir, if you're not in a car, you have to come inside to order.
Bayım arabalı değilseniz içeriden sipariş vermeniz gerek.
You must be the only cop in America who can't break into a car.
Amerikada arabalara giremeyen tek polis sensindir ha.
Both brothers got into a car accident.
İki kardeş arabasıyla kaza var.
Do you even own a car, former detective Monk?
Arabanız bile var mı ki, eski detektif Monk?
When a car enters the gate, it's my responsibility.
Arabalar kapıdan girdikleri zaman benim sorumluluğumda olurlar.
When a car leaves, it's not my responsibility.
Arabalar ayrılırken benim sorumluluğumda olmazlar.
Didn't own a car, didn't even have licenses.
Arabaları yoktu. Ehliyetleri bile yoktu.
On 30 June 1983 he died in a car accident.
Haziran 1983 tarihinde arabasıyla Ulukışla-Konya karayolunda geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi.
Rolling a car over is another area where we use technology.
Arabalara takla attırmak da teknolojiyi kullandığmız yerlerden biri.
Do you by any chance know how to hot-wire a car?
Arabalara düzkontak yapmayı biliyor olma ihtimalin var mı?
You steal a car or something?
Arabamı çaldın veya?
Results: 14860, Time: 0.0423

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish