A CHAIN in Turkish translation

[ə tʃein]
[ə tʃein]
zincir
chain
tether
zinciri
chain
tether
zincirinin
chain
tether
zincire
chain
tether
zincirledik
chain

Examples of using A chain in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I don't have a chain.
Zincirim de yok ki.
They own a chain of liquor stores and keep coming back to me to broker.
Likör depoları zincirleri var ve bana komisyonculuk teklifiyle geliyorlar.
There is a chain of events and very dangerous to interrupt.
Orada olaylar zincirlidir ve zinciri kırmak çok tehlikelidir.
He wielded a chain.
İsnad zincirini kullanmıştır.
A chain saw?
Zincirli testere mi?
You don't need a chain saw.
Zincirli testereye gerek yok.
He yelled for me to grab a chain.
Zincirini tutmam için bana bağırdı.
Is like a chain, Adrian.
Senin zincirin gibi, Adrian.
I had a watch on a chain, but I had to pawn it.
Benim zincirli bir saatim vardı ama rehin vermek zorunda kaldım.
So if we rob him it's more than snatchin' a chain/.
Şayet soyarsak onu zincirden fazlası çıkar emin olun/.
I lost another to the Kingslayer, strangled with a chain.
Diğerini Kralkatili zinciriyle boğarak öldürdü.
And he picked life on the end of a chain.
Ve o zincirin ucundaki bir yaşamı seçti.
He was smart enough to start a chain of 10 pathology labs.
Patoloji laboratuvarı zincirini kuracak kadar zekiyse… şehirden kaçacak kadar da zekidir sanırım.
I also have a chain, my Fifici.
Yani zincirli de var bende.
My boyfriend had a chain wallet.
Erkek arkadaşımın zincirli cüzdanı vardı.
This is why we have a chain of command.
Bu bizim için bir komuta zinciridir.
I lost one son to the Kingslayer, strangled with a chain.
Kralkatili oğullarımdan birini zinciriyle boğup öldürdü.
A chain of newsagents built up from one shop on a council estate.
Belediye mülküne kurulu tek bir dükkandan bir gazete bayii zincirine.
Set off a chain of memories. How the combination of two flavors.
İki ayrı tat kombinasyonunun… nasıl da anılar zincirini tetiklediği.
With a chain wrapped around her. Floatin' in a tree, half-naked.
Ağaçta suya batmış… yarı çıplak… zincirlere dolanmış halde.
Results: 821, Time: 0.0417

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish