A CLAY in Turkish translation

[ə klei]
[ə klei]
kil
clay
shale
toprak
earth
soil
land
dirt
dust
ground
territorial
territory
clay
kilden
clay
shale
çamurlu
mud
dirt
muddy
clay
sludge
slime
muck
mire
mudslide
ooze

Examples of using A clay in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They documented these words on a clay tablet known as The Cyrus Cylinder.
Bu sözleri bir kil tableti üzerinde belgelediler.
What's going on? I got a Clay thing?
Clay için yapmam gereken bir şey var. Neler oluyor?
Inez is holding a clay pot that she seems very proud of.
Inez, çok gurur duyar göründüğü bir kil tencere tutuyor.
I'm more of a clay player.
Ben daha çok toprak kort oyuncusuyum.
Tar contains a clay only found in one place.
Katran sadece tek bir bölgede bulunan bir kil içeriyor.
How is it that a woman of such exquisite taste falls in with a clay kicker like Andre here?
Nasıl bir kadın bu kadar olduğunu Böyle nefis tadı Kil kickerile düşüyor Burada Andre gibi?
But the weird thing is I have never heard of a st. Agnes church or a clay street.
Garip olan şey ben şu zamana kadar ne St. Agnes kilisesi ne de Clay sokağı diye bir yer duydum.
you can only use a clay pot.
Temmuz arasında. Sadece kil saksı kullanabilirsin.
The words of Yahweh are flawless words, as silver refined in a clay furnace, purified seven times.
RABbin sözleri pak sözlerdir; Toprak ocakta eritilmiş, Yedi kez arıtılmış gümüşe benzer.
either real stone or a clay product was used.
gerçek kayaç ya da kil ürünü kullanıldı.
He can tell you the-- exchange rate for a Guyanese dollar, how to cook a freshwater salmon in a clay oven, or the history of the silk worm.
Guyana dolarının döviz karşılığını bilirdi ya da tatlı su somonunun toprak fırında nasıl pişirileceğini ya da ipek böceğinin tarihini.
A small clay column was used for one,
Kilden yapılmış küçük bir çubuk 1,
He gave toad a clay jar and said,"Be careful with this, it's got death inside.
O, kurbağaya bir kil çanağı verdi ve dedi ki,'' Buna dikkat et, içinde ölüm var.
Tiny markings on a clay tablet became a means for us to vanquish mortality.
Bir kil tabletin üzerindeki ufak izler… ölümsüzlüğü yenmek için kullandığımız bir araç haline geldi.
Became a means for us to vanquish mortality. Tiny markings on a clay tablet.
Bir kil tabletin üzerindeki ufak izler… ölümsüzlüğü yenmek için kullandığımız bir araç haline geldi.
It's a clay bird.
Bu kilden bir kuş.
This is a clay maker.
Bu bir kil yapıcı.
It visits a clay lick.
Bir kil alanını ziyaret eder.
Million gallons a clay.
Milyon galon edecek.
How about a clay massage?
Kırmızı kil masajına ne dersiniz?
Results: 8585, Time: 0.0456

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish