A DOCK in Turkish translation

[ə dɒk]
[ə dɒk]
rıhtım
dock
pier
wharf
berth
the dockers
waterfront
dockside
jetty's
spacedock
bir iskele
a pier
dock
scaffold
tersane
shipyard
dock
dockyard
yard
the navy
shipbuilding
dock
doc

Examples of using A dock in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sawyer said there would be a dock around here somewhere.
Sawyer burada bir yerde bir rıhtım olacağını söylemişti.
Is it a bridge or a dock?
Bu bir köprü mü, yoksa iskele mi?
Five or 10 acres, a dock.
Beş veya 10 dönüm, bir rıhtım.
A beach or a dock.
Sahile veya iskeleye.
It's a pier or a dock.
Bir iskele veya limanda.
I'm investigating the attempted murder of a dock worker, a man named Nordberg,
Bir liman işçisine düzenlenen cinayet girişimini soruşturuyorum… Nordberg adında biri,
What does a dock worker have that's valuable enough for a place like Hagen and Graham's to be interested?
Evet ama ne? Bir liman işçisinin, Hagen and Grahamın ilgisini… çekebilecek kadar değerli neyi olabilir ki?
A dock connector is a connector used to attach a mobile electronic device simultaneously to multiple external resources.
Dock konektörü bir mobil elektronik cihazın birden fazla harici kaynağa aynı anda bağlanması için kullanılan bir konektördür.
For a place like Hagen and Graham's to be interested? What does a dock worker have that's valuable enough.
Çekebilecek kadar değerli neyi olabilir ki? Bir liman işçisinin, Hagen and Grahamın ilgisini.
A dock can allow some laptop computers to become a substitute for a desktop computer,
Bir dock, bazı dizüstü bilgisayarların bir masaüstü bilgisayarın yerini almasına, makinenin mobil hesaplama
There's a dock, a rowboat, a pier,
Bir rıhtım var, bir kayık
was a nice lady, but she talks like a dock worker and she shits like one.
liman işçisi gibi konuşup liman işçisi gibi sıçıyor.
Rolled off a dock.
Limandan yuvarladın.
It's just a dock.
Alt tarafı bir rıhtım.
You're on a dock.
Rıhtımda duruyorsun.
Green light on a dock.
Limandaki yeşil ışık.
Pumping gas on a dock?
Rıhtımda benzin mi dolduruyorsun?
He's not a dock worker.
Demek ki rıhtım işçisi değil.
Somebody went under a dock.
Birisi otların altına gitti.
There's a dock strike.
Limancılar grev yapıyormuş.
Results: 6126, Time: 0.0522

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish