A DOZEN in Turkish translation

[ə 'dʌzn]
[ə 'dʌzn]
bir düzine
dozen
a bunch
onlarca
dozen
tens
many
lot of
plenty of
ton of
decades
scores of
a bunch of
birçok
many
lot of
most
several
so many
multiple
plenty of
numerous
various
number of
defalarca
repeatedly
over and over
over and over again
many
again and again
time and time again
dozen
countless
many times
bir duzine
a dozen
bir düzineden
dozen
a bunch
bir düzinesi
dozen
a bunch
bir düzinesini
dozen
a bunch
onlarcasını
dozen
tens
many
lot of
plenty of
ton of
decades
scores of
a bunch of

Examples of using A dozen in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A dozen agents are canvassing the area where Emily said Piper would be.
Emilynin Piperin bulundugu bolge dedigi yerde. Bir duzine ajan cirit atiyor.
A dozen of these would come in a box.
Bunlardan bir düzinesi kutuda gelecekti.
You could kill a dozen more, but no amount of blood would sate your grief.
Onlarcasını daha öldürebilirsiniz… ama ne kadar kan akıtsanız da yasınız dinmez.
A dozen, even. Two sectors.
Hatta bir düzinesini. Bir sektör yönetebilirsin veya iki sektör.
What you say… also happens to be true for a dozen other ethnicities.
Ama söylediğin şey, diğer birçok etnik köken için doğru.
But no amount of blood would sate your grief. You could kill a dozen more.
Onlarcasını daha öldürebilirsiniz… ama ne kadar kan akıtsanız da yasınız dinmez.
A dozen more clinging to their life upstairs.
Bir düzinesi de üst katta yaşam mücadelesi veriyor.
Two sectors. A dozen, even.
Hatta bir düzinesini. Bir sektör yönetebilirsin veya iki sektör.
A dozen share this tree hole, but there's plenty of room.
Bu ağaç kovuğunu bir düzinesi paylaşıyor ama daha çok yer var.
Killed a dozen, These fellas burned half a dozen ranches.
Adamlar yarım düzine çiftliği yakmış, bir düzinesini öldürmüştü.
there have been a dozen just like you.
sen gibi bir düzinesi vardı.
These fellas burned half a dozen ranches, killed a dozen.
Adamlar yarım düzine çiftliği yakmış, bir düzinesini öldürmüştü.
There's probably a dozen in the grill of your car right now.
Şu anda arabanızın ön ızgarasında bile bir düzinesi bulunuyor.
Three weeks ago, a dozen were stolen from the Ukraine.
Üç hafta önce, bu aletlerin bir düzinesi Ukraynadaki bir cephaneden çalınmışlar.
Maybe a dozen other guys.
Belki de bir düzinesi.
As soon as we put one Suvolte down, a dozen take its place.
Bir Suvolte yok ettiğimizde yerine bir düzinesi geliyor.
There were at least a dozen of them.
Onları fark ettiğimizde en az bir düzinesi kanyona tırmanıyorlardı.
There were at least a dozen of them.
Onları fark ettiğimizde en az bir düzinesi uçuruma tırmanıyordu.
In 1913, this hamlet of no more than a dozen houses had three inhabitants.
Te bir düzineyi aşmayan evden oluşan bu mezranın üç mukimi bulunuyordu.
Over a dozen died already,
Bir düzineyi aşkın insan hastalık
Results: 4457, Time: 0.0508

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish