DOZEN in Turkish translation

['dʌzn]
['dʌzn]
bir düzine
dozen
a bunch
onlarca
dozen
tens
many
lot of
plenty of
ton of
decades
scores of
a bunch of
birçok
many
lot of
most
several
so many
multiple
plenty of
numerous
various
number of
bir düzineden
dozen
a bunch
bir düzinesi
dozen
a bunch
bir düzinenin
dozen
a bunch
onlarcasını
dozen
tens
many
lot of
plenty of
ton of
decades
scores of
a bunch of

Examples of using Dozen in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We will have a dozen waiting.
Bir düzinemiz onları bekliyor olacak.
Don't hardly need a dozen, boss.
Bir düzinesine ihtiyacım yok, patron.
He gave autographs to at least a dozen others.
En az bir düzinesine de imza dağıttı.
I was struggling with a dozen of them.
Bir düzinesiyle ben döğüştüm.
A dozen or so are worth over 25,000.
Yaklaşık bir düzinesinin değeri de 25,000den fazla.
Ma'am, I feel like I could eat a dozen eggs and the chicken that laid'em.
Hanımefendi, bir düzinesini ve onları yumurtlayan tavuğu bile yiyebilirim.
A man? Try a dozen.
Bir adam mı? Bir düzineye ne dersin?
Try a dozen. A man?
Bir adam mı? Bir düzineye ne dersin?
I was at half-sword with a dozen of them two hours together.
Bir düzinesiyle iki saat çarpışmadıysam, âdinin önde gideniyim.
He makes that dozen, it will cost you a quarter a fish.
Eğer o bir düzineyi tutarsa, bu size balık başına bir çeyrekliğe mal olur.
It will cost you a quarter a fish. He makes that dozen.
Eğer o bir düzineyi tutarsa, bu size balık başına bir çeyrekliğe mal olur.
Australians like him I can buy for 80 cents a dozen.
Onun gibi Avustralyalıların bir düzinesini 80 sente alabilirim.
Australians like him I can buy for 80 cents a dozen. Frankie.
Böyle Avusturalyalilardan bir düzineyi 80 cente alirsin.
Six bucks For a dozen clucks.
Bir düzinesine altı dolar.
Bucks for a dozen clucks.
Bir düzinesine altı dolar.
I didn't know.- They pay me 60 cents a dozen.
Öyle mi?- Bir düzinesine 60 sent veriyorlar.
They pay me 60 cents a dozen. I didn't know?
Bir düzinesine 60 sent veriyorlar.- Öyle mi?
About 15 wallets and a dozen watches buried there.
Cüzdan ve bir düzineye yakın saat vardı.
They pay me 60 cents a dozen. I didn't know.
Öyle mi?- Bir düzinesine 60 sent veriyorlar.
Thirty?- I was struggling with a dozen of them.
Otuz mu? Bir düzinesiyle ben döğüştüm.
Results: 5742, Time: 0.0698

Top dictionary queries

English - Turkish