HALF DOZEN in Turkish translation

[hɑːf 'dʌzn]
[hɑːf 'dʌzn]
yarım düzine
half a dozen
yarım düzinesi
half a dozen

Examples of using Half dozen in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Triebig, if in the dark you saw a half dozen men some with the Russian uniforms advancing on you could anyone blame you if you opened fire?
Triebig, bazısı Rus üniforması giymiş yarım düzine kadar adam karanlıkta sana doğru ilerlerse, onlara ateş ettirdiğin için seni suçlayabilirler mi?
Have agreed to hold off selling to Markham. Sorensons and McLaren and a half dozen others.
Sorenson, McLaren ve yarım düzine kadar mal sahibi Markhama satmamayı kabul etti.
I don't know… a half dozen times. Last couple of days,
Son bir kaç gündür kafasını… sanırım- yarım düzine kadar vurdu… Göreceksin.
You will see. Campanella: Last couple of days, he's banged his head… I don't know… a half dozen times.
Son bir kaç gündür kafasını… sanırım- yarım düzine kadar vurdu… Göreceksin. Bir beyin sarsıntısı yada, çatlağı falan olabilir.
You will see. Last couple of days, he's banged his head… I don't know- a half dozen times.
Son bir kaç gündür kafasını… sanırım- yarım düzine kadar vurdu… Göreceksin. Bir beyin sarsıntısı yada, çatlağı falan olabilir.
In 23 years, I don't think my folks ran into problems more than a half dozen times.
Yıl boyunca bizim çocukların( kargo gemisinde çalışanların) yarım düzineden çok problemle karşılaştıklarını sanmıyorum.
Last couple of days, he's banged his head… i don't know- a half dozen times.
Son bir kaç gündür kafasını… sanırım- yarım düzine kadar vurdu.
farming begins to take hold in a half dozen places around the globe,
tarım tüm dünyada yarım düzine bölgede yerleşmeye başlıyor.
As it turns out, the bracelet is a very costly item made for an exacting customer who's bought a half dozen of them, each time for, and I quote,"A very special young lady.
Meğer çok pahalı bir parçaymış. Yarım düzine aynı bilezikten alan bir müşteri için özel yapılmış. Her seferinde de'' özel bir genç bayan'' için alınmış.
as opposed to at least a half dozen towns that did so last year.
geçen yıl en az yarım düzine kent ücretsiz açık hava konseri düzenmesine karşın, bu yıl bunu yapan tek kentin Budva olmuş olması.
cataracts, half dozen assorted tumours,
katarakt geçirdi. Yarım düzine muhtelif tümörü,
Where I and a half dozen other unfortunates had nothing to watch but the bristling, leviathan tarantula bunched up on the rotting, flimsy thatch perhaps eight feet above our faces.
Suratlarımızdan 2,5 metre yukarıdaki çürüyen uyduruk damda birbirine kenetlenmiş, kıllı ve epey büyük tarantulalardan başka izleyecek bir şeyi olmayan ben ve yarım düzine adamın olduğu yer.
feet above our faces. bunched up on the rotting, flimsy thatch… Where I and a half dozen other… but the bristling, leviathan tarantula.
epey büyük tarantulalardan… başka izleyecek bir şeyi olmayan ben ve yarım düzine adamın olduğu yer.
Perhaps half dozen.
Belki yarım düzine.
Half dozen calls.
Yarım düzine arama.
Should be half dozen.
Yarım düzine olmalı.
A half dozen cases?
Yarım düzine vakayı mı?
MP-5's, half dozen.
MP-5 lazımdı. Yarım düzine.
A half dozen tin hats.
Yarım düzine miğfer.
Interviewed a half dozen locals.
Yarım düzine insanla konuştum.
Results: 1535, Time: 0.0383

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish