DOZEN MORE in Turkish translation

['dʌzn mɔːr]
['dʌzn mɔːr]
bir düzine daha
a dozen more
bir düzineden fazla

Examples of using Dozen more in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm gonna need a dozen more walkers, a. k. a."dead ones" in the local parlance, for expanding the fence protocol PDQ.
Bir düzine daha aylak istiyorum. Halk dilinde namıdiğer'' ölü olanlar''. Tel örgü protokolünü genişletmek için.
Make it frankfurters, and tell Donald to get… Tell Donald to get a dozen more and an extra can of corn.
Donalda söyle bir düzine daha alsın, bir de mısır konservesi. Sosis alalım, Donalda söyle.
As long as you're braving the traffic, Would you mind picking up a dozen more lollipops for me?
Trafiği atlatmayı başarırsan, bana bir düzine daha şeker alır mısın?
there could be a dozen more.
Ama bunlardan bir düzine daha olabilir.
there could be a dozen more.
Ama bunlardan bir düzine daha olabilir.
especially since you told us Hagar wants a dozen more, just like'em.
özellikle de bize, Hagarın onlardan bir düzine daha istediğini söyledikten sonra.
I need at least a dozen more full automatic weapons… to start building the arsenal of my dreams.
Rüyalarımın cephaneliğini kurmaya başlamak için… en az bir düzine daha otomatik silaha ihtiyacım var.
To start building the arsenal of my dreams. I need at least a dozen more full automatic weapons.
Rüyalarımın cephaneliğini kurmaya başlamak için… en az bir düzine daha otomatik silaha ihtiyacım var.
wide cutters, and a dozen more that will fit any size hole.
geniş uçlu,… ve her şarjöre uyumlu bir düzine daha.
wide cutters, and a dozen more that will fit any size hole.
geniş yaran, ve her deliğe uygun olan daha bir düzine var.
I cannot arrest a woman who is notorious for her piety or I will create a dozen more!
Kendi mezhebinde adı duyulmuş bir kadını tutuklayamam aksi takdirde bir düzine daha karşıma çıkar!
This was Lifeboat One, where Sir Cosmo and Lady Duff Gordon had escaped with only 10 other people in a lifeboat that could have held two dozen more.
Sir Cosmo ve Lady Duff Gordon ın 1 no lu cankurtaran sandalına atlayıp sadece 10 kişiyle kaçtıkları yer oysa sandal iki düzine daha insan alabilirdi.
I have half a dozen more checks on that tour operator at the BVI. How are you?
O tur operatörünün yazdığı çeklerden elimde yarım düzine daha var. Nasılsınız?
Kill a dozen more.
Bir düzine daha öldüreceğiz.
There's a dozen more.
Bir düzine daha var.
We need a dozen more.
Bize bir düzine daha lazım.
Half a dozen more.
Try a dozen more.
Bir dünya daha deneriz.
I have a dozen more horses!
Bir düzine daha atım var!
Wish I had a dozen more Jesses.
Keşke bir düzine daha Jess olsa.
Results: 692, Time: 0.0398

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish