ONLY HALF in Turkish translation

['əʊnli hɑːf]
['əʊnli hɑːf]
sadece yarım
only half
just half
it's just half
was half
just tying
sadece yarı
only half
just part
just half
yalnızca yarım
only half
just a half
sadece yarısı
only half
just part
just half
yalnızca yarısı
only half
ancak yarısı
is only half
sadece yarisinin
ancak yarımız
yalnizca yarim
sadece yarısını
only half
just part
just half
sadece yarısının
only half
just part
just half
yalnızca yarısını
only half
yalnızca yarı
only half
ancak yarısını
is only half

Examples of using Only half in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And we will kill you only half as slow as we was gonna.
Yapacağız gibi ve biz size yavaş olarak sadece yarısını öldürecek.
Only half a sheet of paper
Sadece yarım tabaka kağıt yine
Parvana, this is only half a bucket.
Pervane bu yalnızca yarım kova.
Yeah. You know, it turns out that only half the raisins were actually raisins.
Evet. İçindeki kuru üzümlerin sadece yarısının kuru üzüm olduğu çıktı ortaya.
I'm only half Luxan.
Ben sadece yarı Luxanım.
I decided to eat only half of the acid at first.
I} Başlangıçta, asitin sadece yarısını.
And yet the watermark is clear. Only half a sheet of paper.
Sadece yarım tabaka kağıt yine de markası açıkça görülüyor.
Only half a million big men in New York.
Yalnızca yarım milyon tane iri adam var New Yorkta.
I see only half my class have deigned to come today.
Sınıfın sadece yarısının gelmeye tenezzül ettiğini görüyorum.
I'm only half Betazoid.
Ben sadece yarı Betazoidim.
Only half of them.
Yalnızca yarısını.
Only half.- Morgan know you will be there too?
Morgan geleceğini biliyor mu? Sadece yarısını aldım?
I s it the whole night or only half an hour?
Bütün bir gece mi kalacaksın, yoksa yalnızca yarım saatliğine mi?
Razor blades, sir? Only half a crown for ten.
Jilet? 10 tanesi sadece yarım kron.
And he's only half black.
Ve o yalnızca yarı siyahi.
Too bad only half my family's gonna be there.
Ailemin sadece yarısının orada olacak olması da ne kötü.
I'm only half human.
Ben sadece yarı insanım.
However, the government has been able to secure only half the required amount.
Ancak hükümet, gerekli miktarın yalnızca yarısını sağlayabilmiş durumda.
Only half of it. Do you know who that woman is?
O kadının ne olduğunu biliyor musunuz?- Sadece yarısını.
They're lovely. Dromedary pretzels, only half a denar.
Hecin devesi krakeri, yalnızca yarım dinar.
Results: 427, Time: 0.0457

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish