A FIG in Turkish translation

[ə fig]
[ə fig]
bir incir
fig
pipal
fig

Examples of using A fig in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I don't care a fig.
Burada ölürsem beni gömersiniz.
A fig and three hazelnuts, as usual?
Her zamanki gibi 3 fındık ve bir incir mi istiyorsun?
It may not be written on anything attached to the ground for instance, a fig leaf.
Toprağa bağlı bir nesne üzerine yazılmamalıdır örneğin, incir yaprağı.
A fig and three nuts, as usual?
Her zamanki gibi 3 fındık ve bir incir mi istiyorsun?
A fig and 3 nuts, as usual?
Her zamanki gibi 3 fındık ve bir incir mi istiyorsun?
A fig and three hazelnuts, as usual?
HER ZAMANKi GiBi 3 FINDIK VE BiR iNCiR Mi iSTiYORSUN?
A fig and three nuts, as usual?
HER ZAMANKi GiBi 3 FINDIK VE BiR iNCiR Mi iSTiYORSUN?
certain man had a fig tree planted in his vineyard,
‹‹Adamın birinin bağında dikili bir incir ağacı vardı.
A certain man had a fig tree planted in his vineyard;
‹‹Adamın birinin bağında dikili bir incir ağacı vardı.
When it is shaken by a mighty wind. And the stars of heaven fell unto the earth, even as a fig tree casts its unripe figs..
Ve ay kan gibi oldu… bir incir ağacı gibi. güçlü bir rüzgarla sallandığında ham incirlerini fırlatan Ve gökyüzünün yıldızları dünyaya düştü.
Oblivious to the approaching dangers. Not far away the neighbors are feeding in a fig tree.
Yakın bir mesafede komşu şempanzeler, bir incir ağacında… yaklaşan tehlikeden habersiz karnını doyuruyor.
In order to calm down. I go out and look at a blade of grass or a branch of a fig tree.
Bir çim yaprağını veya bir incir ağacının dalını izlerim Dışarı çıkarım, sakinleşmek için.
I-I thought it would be romantic… I have not ever tasted a fig this juicy.
Hiç bu kadar lezzetli bir incir tatmamıştım. Ben-ben bunun romantik olacağını düşünmüştüm.
When you go back to the Vatican all set to legitimize Bash, you need to give them a fig leaf.
Vatikana Bashı meşrulaştırmaya gittiğinde, onlara bir incir yaprağı uzatmalısın.
Can a fig tree, my brothers,
Kardeşlerim, incir ağacı zeytin ya
The stars of the sky fell to the earth, like a fig tree dropping its unripe figs when it is shaken by a great wind.
İncir ağacı, güçlü bir rüzgarla sarsıldığında nasıl ham incirlerini dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü.
Eventually, we will come to a small park with a bench under a fig tree. Why is that?
Önünde sonunda incir ağacının altında bir bank olan küçük bir parka geleceğiz?
And the stars of heaven fell unto the earth, even as a fig tree casteth her untimely figs, when she is shaken of a mighty wind.
İncir ağacı, güçlü bir rüzgarla sarsıldığında nasıl ham incirlerini dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü.
When a fig tree's in fruit it's a focus of activity for all kinds of creature.
İncir ağacı meyve verdiği zaman her türden canlının faaliyet odağı haline gelir.
And open it… The proper way to eat a fig in society holding it by the stump,
Toplum içinde incir yemenin en münasip yoluna gelirsek,
Results: 78, Time: 0.039

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish