A GLIMPSE in Turkish translation

[ə glimps]
[ə glimps]
bir bakış
look
glance
a glimpse
view
overview
a gaze
stare
outlook
eyes
glare
görmek
to see
bir göz attım
to take a look
to take a peek
a glimpse
işaretini
sign
signal
mark
index
marker
indicate
cue
beacon
symbol
forefinger
bir anlık
moment
glimpse
for a second
in an instant
a minute
momentary
a snapshot
a spur-of-the-moment
momentarily
görebilmek
to see
glimpse
to be able
gördüm
to see
anlık bakışlarını
glimpse
bir anlık görüntüsü

Examples of using A glimpse in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
When it comes to getting a glimpse of the universe, there are two types of people.
İş evrene bir göz atmaya gelince iki tip insan olur.
Maybe a glimpse.
A glimpse, by definition, is an impermanent thing, Jack.
Kalıcı olmayan birşeydir, Jack Bir göz atma, tanım itibariyle.
Just a glimpse of hers has driven me crazy.♪.
Onun sadece bir bakışı beni deli etmeye yetti.
I could only hope for a glimpse of him.
Sadece ona bir göz atmak için bekleyip umut edebildim.
Of their new queen. There's quite a crowd waiting for a glimpse.
Bir göz atmak için toplanmış bir kalabalık var. Yeni kraliçelerine.
We finally see a glimpse of the remains.
Nihayet kalıntıların işaretlerini görüyoruz.
It's like some being… is allowing us a glimpse of what's to come.
Sanki, birileri neler olacağına dair işaret veriyor gibi.
It's like some being is allowing us a glimpse of what's to come.
Sanki birileri neler olacağına dair işaret veriyor.
You may have caught a glimpse of Dr. Fairchild. Aeryn.
Aeryn. Doktor Fairchildin bir bakışını yakalamış olabilirsin.
If the JSA could get even a glimpse of all this.
JSA, tüm bunların birazını bile görse.
But I got a glimpse, a moment.
Ama artık bir anım var, işaretim var.
I think I saw a glimpse of the Hanna we know last night.
Sanırım dün akşam bir an, o tanıdığımız Hannayı gördüm.
I will give you 200,000 francs for a glimpse of your naked body.
Çıplak vücudunu bir kez görebilmek için 200.000 Frank sayarım.
To catch a glimpse of you, I can wait for two lifetimes.
Seni bir an yakalamak için hayat boyu beklerim.
I caught a glimpse and then she was gone.
Kısa bir bakış yakaladım ve ondan sonra kadın gitmişti.
I figured you're a man who would appreciate a glimpse of the future.
Sizin geleceğe kısa bir göz atmanızın hoşunuza gideceğini anladım.
A glimpse of the future. I figured you'rea man who would appreciate.
Sizin geleceğe kısa bir göz atmanızın hoşunuza gideceğini anladım.
That you roam around the showers to get a glimpse of tits or pussy.
Meme ve kuku görmek için duşların orada dolanıyormuşsun.
Through his life. Thank You for giving us all a glimpse of eternity.
Tylerın hayatı aracılığıyla bize, sonsuzluğa bir bakış attırdığın için… teşekkür ederim.
Results: 125, Time: 0.0686

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish