A KNIFE in Turkish translation

[ə naif]
[ə naif]
bıçak
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bir biçak
a knife
bıçakla
stab
like a knife
bıçağı
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bıçağın
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bıçaklı
knife
blade
stab
razor
cuchillo
bıçakladı
stab
like a knife

Examples of using A knife in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Do you have a knife shoe and a grapple-hook belt, too?
Bıçaklı ayakkabın ve kancalı kemerin de var mı?
If that man is me, you will know a knife will not do you any good.
O kişi bensem… bıçağın işine yaramayacağını biliyorsun.
If that man is me, you will know a knife will not do you any good.
Eğer o adam bensem bıçağın işe yaramayacağını bilirsin.
Like in Rebel Without a Cause? Are we gonna get in a knife fight?
Asi Gençlikteki gibi bıçaklı kavgaya mı giriyoruz?
Is like a knife fight.- Competing with Bill Gates.
Bill Gatesle rekabet bıçaklı kavga gibi.
Do you have a knife?
Bıçağınız var mı?
A cake… which is something you may need a knife for.
Bir pasta… Bıçağa ihtiyaç duyabileceğiniz bir şey.
I will just grab a knife, and you will be rid of me.
Kendimi bıçaklarım. Siz de benden kurtulursunuz.
A knife, have you a knife?
Bıçak, bıçağınız var mı?
I think they had a knife.
Galiba bıçakları vardı.
We have a knife.
Bıçağımız var.
A knife like this leaves a clean, symmetrical wound.
Böyle bıçaklar temiz ve simetrik yaralar açar.
Why do they have a knife?
Neden bıçakları var?
John Doe may have needed a more lethal weapon than a knife.
Meçhul kişi bıçaktan daha ölümcül bir silah istemiş olabilir.
You have got to do it now! Have you a knife?
Şimdi yapmalısın! Bıçağınız var mı? Şimdi?
Thanks. you take a knife to the gut.- Yeah, well.
Eh… karnından bıçaklansan senin de cesaretin kırılırdı.- Sağ ol.
Yeah, well… you take a knife to the gut.- Thanks.
Eh… karnından bıçaklansan senin de cesaretin kırılırdı.- Sağ ol.
Yeah, well…- Thanks. you take a knife to the gut.
Eh… karnından bıçaklansan senin de cesaretin kırılırdı.- Sağ ol.
I don't think I have a knife that can cut through a shoe.
Sanrım hiçbir bıçağım ayakkabı kesebilecek kadar iyi değil.
Look! A knife is missing!
Bakın! Bıçaklardan biri eksik!
Results: 4036, Time: 0.041

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish