PULLED A KNIFE in Turkish translation

[pʊld ə naif]
[pʊld ə naif]
bıçak çekti
bıçak çekmiş
bıçak çektiğini
bıçağını çekti

Examples of using Pulled a knife in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So I got out of there. Fucker pulled a knife on me.
Orosbu çocuğu bana bir bıçak çekti, bu nedenle o laneti ordan dışarı aldım.
I'm talking about the fact that Frank Gallo pulled a knife on you in the common area.
Frank Gallonun ortak alandan sana bıçak çekmesinden bahsediyorum.
Fadil pulled a knife on Layla.
Fadıl, Leylaya bir bıçak çekti.
About a half hour ago, he came out of an alley and pulled a knife on me.
Yarım saat kadar önce ara sokakta karşıma çıkıp bana bıçak çekti.
Well, according to your… wife, Mr. Morales pulled a knife on the victim hours before he was murdered.
Eşinizin anlattıklarına göre,… Bay Morales cinayetten birkaç saat önce kurbana bıçak çekmiş.
Did you hear about this surfer guy who pulled a knife on Mr. Hand this morning?
Şu sörfçü herifin bu sabah Bay Handa bıçak çektiğini duydun mu?
a fight broke out over the rations and… And somebody pulled a knife, and this newbie died.
erzaklar üzerine kötü bir kavga çıktı… Biri bıçağını çekti ve bu yeni gelenlerden birini öldürdü.
And a fight broke out over the rations and… And somebody pulled a knife, and this newbie died. Food supplies were gettin' low.
Yiyecek kaynaklarımız azalmıştı ve erzaklar üzerine kötü bir kavga çıktı… Biri bıçağını çekti ve bu yeni gelenlerden birini öldürdü.
And somebody pulled a knife, and this newbie died. Food supplies were gettin' low, and a fight broke out over the rations and.
Yiyecek kaynaklarımız azalmıştı ve erzaklar üzerine kötü bir kavga çıktı… Biri bıçağını çekti ve bu yeni gelenlerden birini öldürdü.
Closest I have come to blades on ice was when a pregnant girl pulled a knife on me at a hockey game.
Buza en fazla yaklaştığım zaman,… hamile bir kadının hokey maçında bana bıçak çektiği zamandı.
When they ordered us to give them food, Lee pulled a knife on them.
Yiyecek vermemizi emrettiklerinde Lee onlara bıçak çekti. O bıçağı nereden bulduğunu bile bilmiyorum.
Until some little crazy-ass punk pulled a knife on those guys and got them to leave me alone.
Ta ki ufak tefek manyak bir serseri onlara bıçak çekip beni rahat bıraktırana kadar.
organized Kaspar to meet Joosep on the beach, and then like pulled a knife on Kaspar and made him do.
birkaç kişi daha Ardından Kaspara bıçak çekip, onun Joosepe şey yapmasını… bilirsin şey.
Someone pulls a knife, I pull a gun.
Birisi bıçak çekti, ben silahımı çıkardım.
And then pulls a knife,"and then two lengths of pink nylon cord.
Ardından bıçak çekti elinde ayrıca pembe naylon bir ip vardı.
I was coming out of the trailer, and some punk pulls a knife.
Karavandan çıkıyordum. Serserinin biri bıçak çekti.
Why did you have to go and pull a knife, Slim?
Seni bıçak çekmeye iten neydi Slim?
I should pull a knife on him?
Ona bir bıçak çekmemi mi istiyorsun?
He got kicked off the football team for pulling a knife on a coach.
Antrenöre bıçak çekmek için bir futbol takımında oynuyormuş.
If someone pulls a knife to me, kill him.
Biri bana bıçak çekerse, onu öldürürüm.
Results: 47, Time: 0.0432

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish