A MARKER in Turkish translation

[ə 'mɑːkər]
[ə 'mɑːkər]
bir işaret
a sign
mark
a signal
indication
marker
a beacon
omen
signature
markings
a token
mühür
seal
mark
signet
rune
marker
stamp
sigil
bir işaretleyici
keçeli kalem
bir kalem
castle
fortress
a fort
stronghold
wicket
a citadel
kale
işaretleyici
marker
pointer
designator
aimaiıyız

Examples of using A marker in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They were making a marker for their house.
Evleri bir işaretleme yapıyorlardı.
Looks like a marker.
Fiş gibi görünüyor.
But only a marker, not a target.
Ama sadece ipucu, hedef değil.
I came here for a marker… and I'm not leaving without one!
Buraya kalem için geldim ve almadan gitmiyorum!
No, just give me a marker for $1,000.
Hayır, bana şimdilik1,000 dolarlık bir kağıt ver.
Somebody get me a marker So this man can sign my chest.
Biri buraya kalem getirsin ki… bu adam göğsüme imza atabilsin.
What are you, a marker?
Nesin sen, bir işaretçi mi?
Ev, you got a marker?
Ev kalemin var mı?
Do you want a marker'?
Keçeli kalem ister misin?
Now, finding a marker on a bone.
Şimdi kemikteki bir izi bulmak.
We should put a marker on Edwards' credit card… and order surveillance of this place.
Kredi karta işaret koyalım ve burayı gözaltına alalım.
Yeah, I left a float for a marker.
Evet, işaretlemek için bir duba bıraktım.
Do you have a marker?
Kalemin var mı?
Then give me a marker for $10 million.
O zaman, bana, on milyon dolarlık fiş ver.
Here is paper and a marker.
İşte kağıt ve kalem.
But when I said"bank," your pupils dilated-- a marker of recognition.
Ama'' banka'' dediğimde gözbebeklerin açıldı… bir onaylama belirtisi.
I understand you built a marker for father.
Anladığım kadarıyla babamız için mezar oluşturuyorsun.
Most of the information in his file was blacked out with a marker.
Dosyasındaki önemli bilgilerin üzeri kara kalemle çizilmişti.
So this is a quite probable fate of a marker in the distant future.
Yani bu oldukça muhtemel bir yazgı-- Uzak bir gelecekte bir belirtecin.
There won't be a marker anywhere.
Hiçbir yerde emaresi olmayacak.
Results: 79, Time: 0.0501

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish