A NETWORK in Turkish translation

[ə 'netw3ːk]
[ə 'netw3ːk]
bir şebeke
network
grid
ağı
network
net
web
mesh
reticular
bir kanalın
a channel
a canal
conduit
network
a station
's a duct
a culvert
bir ağa
network
an agha's
in a net
ağını
network
net
web
mesh
reticular
ağıyla
network
net
web
mesh
reticular
bir ağın
bir şebekeye
network
grid
bir kanal
a channel
a canal
conduit
network
a station
's a duct
a culvert

Examples of using A network in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He is using human minds to create a network of his own.
Kendi ağını oluşturmak için insan zihnini kullanıyor.
Oh, my God, the bomb is connected to a network.
Aman Tanrım, bomba bir şebekeye bağlı!
Three next-generation helicarriers synced to a network of targeting satellites.
Üç yeni nesil helikoptaşır hedefleme uyduları ağıyla senkronize edildi.
I don't? My life was ruined by a network executive like you.
Hayatım senin gibi bir kanal yöneticisi yüzünden mahvoldu.
China has furthermore established a network of foreign military relationships along critical sea lanes.
Çin ayrıca kritik deniz şeritleri boyunca bir dış askeri ilişkiler ağını kurmuştur.
Oh, my god, sydney, the bomb is connected to a network.
Aman Tanrım, bomba bir şebekeye bağlı!
But what most people don't know is that NBC is still a network.
Ama çoğu insan NBCnin hala bir kanal olduğunu bilmiyor.
He co-ordinates a network of secret cameras all over the country.
Ülkenin her yerinde bulunan gizli kameralar ağını düzenliyor.
I will give you a feature role in a network TV show.
Sana televizyon şovu ağında önemli bir rol veririm.
Geothermal currents, projecting you up through a network of tunnels.
Sizi bir tüneller ağında yukarı fırlatan jeotermal akıntılar.
Clanking Continues Fortunately, I had a network connection.
Neyse ki benim bir kanalda tanıdığım vardı.
She talks about a network of energy that flows through all living things.
Bütün yaşayan şeylerin arasında akan bir enerji ağından bahsediyor.
I had a network of names I could have called a lot closer than you.
Senden daha yakında olan birini çağırabileceğim bir isim ağım var.
I have a network of contacts in the Eastern Congo.
Kongonun doğusunda bir iletişim ağım var.
They were victims of a network selling brains to zombies.
Onlar beyin satan bir şebekenin kurbanıydı.
Nicole, she is the head of a network in Cuba.
Nicole, o Kübada bir şebekenin başında.
You can't manually speed up a network.
İnternet hızını elle yükseltemezsin.
Does it worry you that you have never run a network before?
Daha önce hiç kanal yönetmemiş olmanız sizi endişelendiriyor mu?
You need to find a cubicle with a network switch under it.
Altında anahtarı olan bir bölme bulman gerekiyor.
We need Ulrich in the basement to shut down a network firewall.
Şebekenin güvenlik duvarını kapatmak için Ulrichi bodruma indirmeliyiz.
Results: 354, Time: 0.0654

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish