A POSSIBILITY in Turkish translation

[ə ˌpɒsə'biliti]
[ə ˌpɒsə'biliti]
bir olasılık
possibility
probability
chance
odds
prospect
possible
bir ihtimal
chance
possibility
odds
probability
a contingency
prospect
case
just
mümkün
possible
can
able
way
possibly
likely
possibility
available
feasible
unable
olasılığı var
possibilities
options
probability there
olanağını
allow
opportunity
way
facility
possible
possibilities
enable
bir olasılığı
possibility
probability
chance
odds
prospect
possible
bir olasılığın
possibility
probability
chance
odds
prospect
possible
imkânım
way
opportunity
chance
can
possibility
possible
is impossible

Examples of using A possibility in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We think there's a possibility the Russians helped him become"The Prince.
Rusların ona'' Prens'' olmasında… yardımcı olma ihtimali var.
So there really is a possibility to repair- this trajectory that we're on?
İçinde bulunduğumuz bu gidişatı tamir etmek gerçekten mümkün o zaman?
That's a possibility.
Bu gayet mümkün.
Not a likely possibility, but it's a possibility.
Çok olası bir durum değil ama mümkün.
It's not a possibility. Okay?
Tamam mı? Mümkün değil?
Okay? It's not a possibility.
Tamam mı? Mümkün değil.
Hello?- There will be a possibility.
Merhaba?- Mümkün olacak.
No, no, that ain't a possibility, Mike.
Hayır, hayır, bu mümkün değil Mike.
My father believed that human perfection was a possibility.
Babam insan mükemmelliğinin mümkün olduğuna inanırdı.
I believe in a possibility, and that's why I had to do something.
Bir olasılığa inanıyorum ve bu yüzden bir şeyler yapmam gerekti.
In occupational health care there may also be a possibility to see a psychologist.
İşyeri sağlık biriminde psikologla görüşme olanağı da olabilir.
Cause if that's a possibility.
Çünkü böyle bir şey mümkünse.
There's a possibility she was murdered.
Öldürülmüş olma olasılığı var.
Is that a possibility?
Böyle bir ihtimal var mı?
That was never actually a possibility.
Aslında bu olasılık hiçbir zaman yoktu.
There is always a possibility.
Her zaman bir olasılık vardır.
Ah, this one looks a possibility.
Ah, şu bir olasılık gibi görünüyor.
I consider it dispassionately as a possibility. Not hysterically as a fact.
Bunu serinkanlılıkla olasılık olarak değerlendiriyorum, isterik gibi gerçek olarak değil.
Is that a possibility, Mr. Crawford?
Bu da bir olasılık mı, Bay Crawford?
Even if it's a possibility, we have to inform the council.
İhtimal bile olsa Konseye haber vermek zorundayız.
Results: 420, Time: 0.0494

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish