A TRAILER in Turkish translation

[ə 'treilər]
[ə 'treilər]
bir karavan
trailer
a caravan
van
an RV
camper
winnebago
r.v.
minivan
bir römork
a trailer
fragmanı
trailer
preview
bir karavanda
trailer
a caravan
van
an RV
camper
winnebago
r.v.
minivan
bir karavana
trailer
a caravan
van
an RV
camper
winnebago
r.v.
minivan
bir karavanı
trailer
a caravan
van
an RV
camper
winnebago
r.v.
minivan
bir römorkta
a trailer
bir römorku
a trailer

Examples of using A trailer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I mean, Alex Karev is living in a trailer in the hospital parking lot.
Yani, Alex Karev, hastanenin park alanındaki bir karavanda yaşıyor.
A car and a trailer home. I had a beautiful girlfriend.
Güzel bir kız arkadaşım… bir arabam ve bir de römork evim vardı.
How many fellas does it take to tie down a trailer?
Bir römorku bağlamak için kaç kişi lazım?
Toni's grandfather lives in a trailer the size of a broom closet.
Toninin büyükbabası, kutu gibi bir karavanda yaşıyor.
See- what a trailer!
Bakın- Nasıl bir römork.
Mark needs a trailer to attach to the bed of the dually for our custom shop truck.
Atölye kamyonunun kasasına monte edeceği bir römork lazım Marka.
So you load your sleeping wife into a trailer bed♪.
Sende uyuyan karını bir karavanın arkasına koayrsın ♪.
They lived in a trailer home.
Evleri bir karavandı.
Since we don't have a trailer for you today, let's go in.
Bugün senin için bir karavanımız yok. Hadi içeri girip biraz konuşalım.
I have a trailer at home, and it's maybe 25 feet.
Evde treylerim var, uzunluğu belki 7,5 metre.
Why did it send me a picture of a trailer?
Neden bana bir karavanın fotoğrafını gönderdi?
We sit in a trailer and we play video games.
Biz treylerde oturup video oyunu oynuyoruz.
She's living in a trailer in Phoenix, Maryland.
Phoenix, Marylandde bir karavanın içinde yaşıyor.
I got a trailer out back.
Arkada bir karavanım var.
But he found me anyway and took me to a trailer in the desert.
Her nasılsa beni buldu ve çölde bir… karavana götürdü.
A trailer for the game was also shown during the conference.
Konferansta oyun için yeni fragmanlar da yayınlandı.
On their property. Yeah. In fact, you livedin a trailer.
Evet. Aslında onların arazisinde bir… karavanda yaşıyordunuz.
On their property. In fact, you livedin a trailer Yeah.
Evet. Aslında onların arazisinde bir… karavanda yaşıyordunuz.
I thought we could maybe get a trailer in the woods together. I got his money.
Parasını aldım. Seninle beraber ormanda bir karavanımız olur diye düşünmüştüm.
And the director said I might even get a trailer.
Yönetmenin dediğine göre, trailer da bile oynayabilir mişim.
Results: 268, Time: 0.0526

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish