A TRUNK in Turkish translation

[ə trʌŋk]
[ə trʌŋk]
bir bavul
a suitcase
a trunk
luggage
bag
case
baggage
bir bagaj
luggage
boot
a trunk
baggage
bir sandık
a crate
a chest
a trunk
bir sandıkta
a crate
a chest
a trunk
hortumu
hose
tornado
tube
trunk
twisters
tubing
proboscis
bir gövdede
a torso
hull
body
a trunk
a stem
bodywork
bir bagajda
luggage
boot
a trunk
baggage
bir bagajı
luggage
boot
a trunk
baggage

Examples of using A trunk in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Outside the front door smoores. In a trunk.
Dış kapının önünde… bir bagajda.
Two suits of armor and a trunk full of old uniforms.
İki zırh ve eski üniformalarla dolu bir sandık.
Now that is a trunk.
İşte bu, bir bavul.
Monkeys. When does a monkey have a trunk?
Ne zaman bir maymunun hortumu oldu? Maymun?
A trunk in the guest room.
Misafir odasındaki bir sandıkta.
So when nature called, I would open up a trunk and relieve myself.
Ben de mesanem dolduğunda, bir bagajı açar ve rahatlardım.
Outside the front door smores. In a trunk.
Dış kapının önünde… bir bagajda.
Well, let's imagine that yöu do find a trunk.
Tamam, varsayalım ki bir sandık bulduk.
A box. A trunk full of books.
Bir koli. İçi kitap dolu bir bavul.
Susan is totally going home in a trunk.
Susan eve kesinlikle bir sandıkta gidiyor.
It's got a trunk, a place for my golf clubs.
Golf sopalarımı koyabileceğim bir bagajı var.
Hanouma will give you a trunk with her trousseau.
Hanouma çeyiziyle birlikte sana bir sandık verecek.
We gave him a trunk full of papers, all to do with the new cathedral.
Ona yeni Katedral ile ilgili bir bavul dolusu kağıt verdik.
A trunk full of puppets.
İçi kukla dolu bir sandık.
A trunk full of books.
İçi kitap dolu bir bavul.
I'm like a rhinestone rainbow and you're like a trunk full of wet boots.
Yapay taşlı gökkuşağı gibiyim ve sen ıslak botlarla dolu bir sandık gibisin.
There should be a trunk with women's clothes.
Hadi gidelim çocuklar. Kadın elbiseleriyle dolu bir sandık olacak.
Don't you fellas know better than to open a trunk without knocking?
Bir sandığı açmadan önce vurmanız gerektiğini bilmiyor musunuz?
I am also stuck a trunk.
Ben de bir bagaja tıkılmış haldeyim.
Thank you! but I also have a trunk.
Teşekkürler! Ama bir de sandığım var.
Results: 114, Time: 0.0565

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish