A WALK in Turkish translation

[ə wɔːk]
[ə wɔːk]
yürüyüş
walk
march
hiking
gait
stroll
yürümek
walk
marching
to go
walkin
hike
to move
bir yürüyüş
walk
hike
march
stroll
a walkthrough
yürüyüş yapmak
a walk
hiking
is a march
a stroll
yürüyeceğiz
we will walk
we're walking
we will march
we go
do we walk
we shall march
take a walk
we shall walk
yürüyüşe çıkmak
to take a walk
go for a walk
to go hiking
a stroll
bir yürüyüşe
take a walk
a walk
for a hike
to a march
yürüyüş mü
walk
hiking
yürüyüş dışarı
a walk
bir yürüyüşü
walk
march
yürüyüşe mı
bir yürüyüşün
bir yürüyüş gibi

Examples of using A walk in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's gonna be a walk in the park.
Parkta yürüyüş yapmak gibi olacak.
Therapy and a walk?
Terapi ve yürüyüş mü?
Where?- A walk.- What?- There?
Ne?- Yürüyeceğiz.- Oraya.- Nereye?
Um… feel like a walk in the woods?- Yes!
Ormanda bir yürüyüş gibi mi oldu ne? Evet!
Where's Claire?- She just went for a walk.
Az önce yürüyüş için gitti. Claire nerde?
After breakfast, we went out for a walk.
Kahvaltıdan sonra yürüyüş için dışarı çıktık.
How about a walk in the forest?
Ormanda bir yürüyüşe ne dersiniz?
It's kind of a weird time to go for a walk, don't you think?
Yürüyüşe çıkmak için garip bir zaman, değil mi?
Nice day for a walk.
Yürüyüş yapmak için güzel bir gün.
There's nothing like a walk in the fog with a bonny lass.
Yürümek hiçbir şeye benzemez. Çıkalım mı? Güzel bir dilberle siste.
A walk? Fine.
Yürüyüş mü? Neyse olur,
Just, like, for a walk down the beach or something.
Sadece biraz sahilde yürüyeceğiz falan.
Watson, I think a walk on the deck, is indicated.
Watson, sanırım güvertede yürüyüş bir işaret.
Tom felt like going out for a walk.
Tomun canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.
Thank you.- Now, Mr. Bone, we will go for a walk.
Şimdi bir yürüyüşe çıkacağız, Bay Kemik. Teşekkür ederim.
Sounds like a walk in the park.
Kulağa parkta yürüyüş yapmak gibi geliyor.
It's probably not a good night for a walk.
Yürümek için muhtemelen iyi bir gece değil bu.
A walk? I'm not hungry anyway.
Yürüyüş mü? Neyse olur, aç değildim zaten.
Where?- A walk.- What?- There.
Oraya.- Ne?- Nereye?- Yürüyeceğiz.
Where?- A walk.- What?- There?
Oraya.- Nereye?- Yürüyüş.- Ne?
Results: 636, Time: 0.073

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish