WALK in Turkish translation

[wɔːk]
[wɔːk]
yürüyerek
walk
on foot
yürüyüş
walk
march
hiking
gait
stroll
yürüyün
move
go
walk
come on
let's
yürürken
walking
when
yürüyüp
walk
and
just walk away
away
bir yürüyüş
walk
hike
march
stroll
a walkthrough
serbest
free
release
loose
freelance
go
freely
walk
freestyle
let
unfettered
yürü
walk
marching
to go
walkin
hike
to move
git
to go
to leave
to get
not
yürür müsün

Examples of using Walk in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I feel like a walk by the river. Cheerio!
Nehir kıyısında bir yürüyüş gibi hissediyorum. Cheerio!
But if it means letting men like Ivan walk, I'm willing to wait.
Ama bunun için Ivan gibi bir adamı serbest bırakmam gerekecekse beklerim daha iyi.
You turn around, walk out of here while you still can.
Vaktin varken dön ve çık git buradan.
Don't stop, walk around! Walk around a little!
Etrafta biraz yürüyün! Durmayın, yürüyün!
Walk me? Yeah, and I got the.
Benimle yürür müsün? Ve şey var…- Evet.
Cheerio! Well, I feel like a walk by the river!
Nehir kıyısında bir yürüyüş gibi hissediyorum. Cheerio!
I grab her now, she will lawyer up, and then she will walk.
Şimdi yakalarsam, avukat tutacak ve sonra serbest kalacak.
Return their money, decorations, privileges… and walk out.
Paralarını, süslerini, ayrıcalıklarını geri ver… ve çık git.
Just walk around,?
Sandalye etrafında yürür müsün?
A walk in the garden and then a little nap, I think.
Bahçede bir yürüyüş yapıp… sonra da bir kestiririm.
I will let Twizz walk just to see your sorry ass on death row!
Sırf idam koğuşunda köpekler gibi pişman olduğunu görmek için Ayyaşı serbest bırakacağım!
Because you said it was go time--"Marry me or Walk.
Çünkü gitme vakti geldi demiştin.'' Ya evlen benimle ya da git.
Whatever.- Walk me to my car?
Arabama kadar benimle yürür müsün?- Her neyse?
Siegel's gonna walk.
Siegel serbest kalacak.
I think I would like a walk to enjoy this sun.
Bu güneşin keyfini çıkarmak için bir yürüyüş yapmak isterim sanırım.
If you think you are touched by the demon then you best walk out that door.
İblisin sana dokunduğunu düşünüyorsan iyisi mi o kapıdan çık git.
Walk a little faster," said the whiting to the snail.
Biraz daha hızlı yürür müsün?'' dedi mezgit salyangoza.
Even if we did catch the killer, he could walk because of you.
Katili yakalasak bile sizin yüzünüzden serbest kalabilir.
Nice walk. The botanical garden's just down the road.
Botanik bahcesi hemen yolun altında güzel bir yürüyüş.
Walk me to my car?
Arabama kadar benimle yürür müsün?
Results: 6106, Time: 0.107

Top dictionary queries

English - Turkish