A WORLD in Turkish translation

[ə w3ːld]
[ə w3ːld]
bir dünya
world
earth
bir dünyada
in a world
bir dünyaya
world
earth
bir dünyayı
world
earth
bir dünyanın
world
earth

Examples of using A world in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You have a world to run.
Yöneteceğin bir dünyan var.
There's a world of invisibility there, isn't there?
Yani bir görünmezler dünyası var, değil mi?
It was a world without grandparents.
Büyük anne, babaların olmadığı bir dünyaydı.
Each one is different each one a world all its own.
Her biri bir diğerinden farklı. Her birinin kendine has bir dünyası var.
But also a world that is getting smaller.
Aynı zamanda gitgide küçülen bir dünyadır.
This is a world turned upside down.
Burası, tersyüz olmuş bir dünyadır.
Maybe I got a world like that, too.
Belki benim de öyle bir dünyam vardır.
A world up high where the air is balmy and anything's possible.
Havanın huzur verici ve her şeyin mümkün olduğu yükseklerde bir dünyaydı.
A world of magic governed by chaos and darkness.
Karmaşanın ve karanlığın hüküm sürdüğü bir büyü dünyası.
Home to exotic wildlife, a world away from the Caribbean we think we know.
Yaban hayata ev sahipliği yapan Karayipler bildiğimizi sandığımız Karayiplerden başka bir dünyadır.
Maybe he came from a world where that is no longer anything special.
Belki de artık özel bir şeyin olmadığı bir dünyadan geldi.
Maybe he comes from a world where that is nothing unusual.
Belki de artık özel bir şeyin olmadığı bir dünyadan geldi.
Perhaps he comes from a world where that is nothing remarkable.
Belki de artık özel bir şeyin olmadığı bir dünyadan geldi.
Perhaps, but you're talking about a world without Johnnie.
Olabilirdi ama Johnnie olmayan bir dünyadan bahsediyorsun.
Sitting in your bedrooms talking about a world I was actually living in.
Odalarınızda oturup benim gerçekten yaşadığım bir dünyadan konuşmak.
I was actually living in. Sitting in your bedrooms talking about a world.
Odalarınızda oturup benim gerçekten yaşadığım bir dünyadan konuşmak.
Only that it's not connected to a world that has anything to do with logic.
Ancak bunlar mantığın yürüdüğü bir dünyayla bağlantılı değil.
That has anything to do with logic. Only that it's not connected to a world.
Ancak bunlar mantığın yürüdüğü bir dünyayla bağlantılı değil.
I came from a world where the people believed that the opposite of war was peace.
Ben insanların, savaşın karşıtının… barış olduğuna inandığı bir dünyadan geliyorum.
Each one is different… each one a world all its own.
Her birinin kendine has bir dünyası var.
Results: 4250, Time: 0.0343

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish