ACCUMULATING in Turkish translation

[ə'kjuːmjʊleitiŋ]
[ə'kjuːmjʊleitiŋ]
biriken
topluyorum
to raise
pick up
to get
together
to convene
to summon
collecting
gathering
rounding up
to harvest
biriktirmelisiniz

Examples of using Accumulating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It has been suggested that accumulating reactive nitrogen in the environment may prove as serious as putting carbon dioxide in the atmosphere.
Çevremizde reaktif azotun birikmesinin atmosfere karbondioksit salınımı kadar ciddi sonuçlar doğuracağı önerilmiştir.
And I'm about to show you some stop-motion footage that I made recently where you will see bacteria accumulating minerals from their environment over the period of an hour.
Ve size yakın zamanda yaptığım sabit-hareketli bir görüntü göstererek, bir saatlik süre zarfında çevrelerinden mineraller biriktiren bakteriler göreceksiniz.
unclaimed and accumulating!
sahibi çıkmamış ve birikmiş!
billions of dollars accumulating.
milyarlarca dolar biriktiriyorlar.
How come those geniuses down in Washington didn't think about snow accumulating on a flat roof?
Washingtondaki o dahiler düz bir damda birikecek karı nasıl düşünemedi?
That's 100 grams of mercury accumulating in the bear's liver.
100 gram cıva da ayının karaciğerinde birikir.
rapidly accumulating?
hızla biriken?
continuously rain down on the sea floor in vast numbers, their mineralized tests preserved as fossils in the accumulating sediment.
olarak deniz tabanında yağışlar, mineralize testleri biriken tortuda fosil olarak korunmuştur.
Accumulating information and never use it?
Yani bilgi toplamak için 25 milyon pound harcayacaksınız…
show no signs of AIDS, despite HIV replicating in the lymphatic system and rapidly accumulating a large viral load.
buna rağmen lenf sisteminde çoğalır ve hızla birikerek geniş bir viral yüke neden olur.
Royalties for every motor sold assured Tesla more millions and accumulating fortune in years to come.
Satılan her motorun telif hakları Teslaya daha çok para ve ileriki yıllarda bir servet garanti ediyordu.
Work their way through the marine food chain, Poisonous chemicals and heavy metals like Mercury accumulating in the blubber of marine mammals.
Zehirli kimyasallar ve cıva gibi ağır metaller,… deniz besin zincirinde ilerleyerek… deniz memelilerinin yağlarında toplanırlar.
he began travelling the world and accumulating loyal followers while simultaneously leaving a wake of destruction in areas of conflict
sadık takipçiler toplamaya başlamıştır ancak aynı zaman kendisine katılmayanları öldürdüğü ve çatışma bölgesini yakıp yıktığı için,
Although much of the medical science it espouses we know now to be terribly misguided,'its value lies in accumulating the best knowledge in the world'at the time into one accessible, organised text.
Onu benimseyen tıp bilimleri korkunç biçimde yanlış yönlendirilmiş olsa da, artık biliyoruz ki asıl değeri, o zamanki dünyanın en iyi bilgilerini, tek bir erişilebilir ve iyi düzenlenmiş metinde biriktirmesinde yatıyor.
problem with the huge debts amassed by individual member states can hardly be solved by accumulating new debt by all eurozone countries taken as a whole.
farklı tutumlar olduğu açık.'' diyerek şöyle devam etti:'' Münferit üye ülkelerin biriktirdiği dev borçlarla ilgili sorunun, bütün avro bölgesi ülkelerinin tamamının altına gireceği yeni bir borç oluşturularak çözülmesi zor.
gradually a body of data started accumulating to the extent that we now know that the synthetic chemicals which have permeated our workplace,
kulaktan idi ancak giderek veriler birikmeye başladı öyle kapsamlı ki artık biliyoruz, çalışma yerlerimize, tüketim maddelerimize,
It also urged wealthy countries, which are most responsible for the accumulating carbon dioxide and other heat-trapping gases in the atmosphere,
Karbon dioksit ve diğer ısı tutucu gazların atmosferde birikmesinde en fazla sorumluluğa sahip zengin ülkelere,
foot-straps to prevent high voltages from accumulating on workers' bodies,
çalışanların vücutlarında yüksek voltaj birikmesini önlemek için iletken bilek
They better do all their accumulating.
Tüm birikimlerini yapsalar iyi olur.
A baby is not accumulating anything.
Bebekler olayları pek fark edemiyorlar.
Results: 1198, Time: 0.0676

Top dictionary queries

English - Turkish