ALWAYS TIME in Turkish translation

['ɔːlweiz taim]
['ɔːlweiz taim]
her zaman vakit
always time
daima zaman
always time
hep zaman
always time
hep vaktim
daima vakit
always time
her daim zaman
always time
her zaman vaktim
always time
daima zamanımız
always time
vakit hep
her daim vakit

Examples of using Always time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Always time to dream, so keep on dreamin'. This is Hollywood.
Burası Hollywood. Hayal etmeye hep zaman vardır, o yüzden devam edin.
There's always time to be considerate.
Düşünceli olmak için daima zaman vardır.
Always time for Rutland business. You know that.
Rutland şirketi için, daima zamanımız vardır, bunu biliyorsunuz.
There's always time for my two favorite people.
En çok sevdiğim iki insan için her zaman vaktim vardır.
There's always time for romance. We're at war!
Romantizme her zaman vakit vardır. Savaştayız!
Oh, no, no. Always time for Rutland business.
Rutland şirketi için, daima zamanımız vardır, bunu biliyorsunuz.- Hayır, hayır.
There's always time for romance.
Aşka ayıracak vakit hep vardır.
We're at war! There's always time for romance!
Romantizme her zaman vakit vardır. Savaştayız!
There's always time.
Hep zaman vardır.
There's always time for romance. We're at war!
Savaştayız! Aşka ayıracak vakit hep vardır!
There's always time for a matinee.
Bir matine için her zaman vakit vardır.
Time, always time.
Zaman, hep zaman.
We're at war! There's always time for romance.
Savaştayız! Aşka ayıracak vakit hep vardır.
There's always time for fun once your duties are done.
İşler bitince eğlenmeye her zaman vakit var.
You know, there's always time for a quick game.
Bilirsin çabuk bir oyun için hep zaman vardır.
We try to warn the residents to evacuate, but there isn't always time.
Oturanları tahliye için uyarmaya çalıştık ama her zaman vakit olmuyor.
There's always time for a quick game of pool.
Bilirsin çabuk bir oyun için hep zaman vardır.
There's always time for hot cider, and good company.
Sıcak bir elma çayı ve sohbet için her zaman vakit vardır.
Quick! There's always time for a bow.
Çabuk ol! Fiyonk için her zaman vakit vardır.
I think there's always time for a movie montage.
Bence bir film montajı için her zaman vakit vardır.
Results: 111, Time: 0.0469

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish