ARABS in Turkish translation

['ærəbz]
['ærəbz]
arap
arab
arabian
arabic
arabs
araplar
arab
arabian
arabic
arabs
arablar
arapların
arab
arabian
arabic
arabs
araplara
arab
arabian
arabic
arabs

Examples of using Arabs in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Approach two Arabs on an airplane and accuse them of criminal conspiracy.
Uçakta bulunan iki Arabın yanına gidip kanıt olmadan onları suçlamak.
We got into a fight with some Arabs.
Birkaç Arapla kavgaya girdik.
Dearborn is crawling with arabs.
Dearborn Araplarla dolu.
The 3 million Arabs in France aren't all Muslim!
Fransada yaşayan 3 Milyon Arapın tamamı Müslüman değil ki!
My parents worked with the Arabs.
Anne babam araplarla çalışırlardı.
killing both Kurds and Arabs.
Hem Kürtleri hem Arapları öldürdü.
Well, I work with lots of Arabs.
Peki, bir sürü Arapla çalışıyorum.
I mean, two Arabs.
Yani iki Arapı.
I will take you. We got into a fight with some Arabs.
Seni götüreyim. Birkaç Arapla kavgaya girdik.
And this will keep Gaddafi and the Arabs on our side.
Bu da Kaddafiyi ve Arapları bizim tarafımızda tutacak.
I won't work with the Arabs. What's so hard to understand?
Bunu anlamak çok mu zor? Araplarla çalışmıyorum?
What's so hard to understand? I won't work with the Arabs.
Bunu anlamak çok mu zor? Araplarla çalışmıyorum.
The British had encouraged Arabs in the Ottoman Empire to pursue the dream of self-rule.
Bağımsız olmaya teşvik etti. Britanya, Osmanlı İmparatorluğundaki Arapları.
He had some operation he was running with the Arabs.
Bazı operasyonları vardı, Araplarla çalışıyordu.
The only edible baklava is from the Arabs in Jaffa.
Yenebilir tek baklava, Yafadaki Araplarınkidir.
Britain and the West despise Arabs.
Britanya ve Batı, Araplardan nefret ediyor.
A lot of Arabs have moved in.
Bir sürü Arap taşındı.
Arabs controlled the hills overlooking the route.
Tepeler Araplarin kontrolündeydi, buralardan güzergahi izliyorlardi.
Ben-Gurion did not want the Arabs to leave the country.
Ben-Gurion Araplarin ülkeden ayrilmasini istemedi.
I have no doubt that the Arabs' deportation also helped the state of Israel.
Hiç süphesiz ki Araplarin sinirdisi edilmesi de Israil devletine yardimci oldu.
Results: 723, Time: 0.047

Top dictionary queries

English - Turkish