BACKBOARD in Turkish translation

['bækbɔːd]
['bækbɔːd]
sedye
stretcher
gurney
backboard
litter
a couchette
get a board
arkalık
backboard
arka tahtası
pota
pot
crucible
backboard
potanın
pot
crucible
backboard
sırt tahtası
panya
bank's
the backboard
backboard

Examples of using Backboard in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Give me a backboard, neck brace,
Bir sırt tahtası, bir boyunluk
Chief. Can you bring a backboard in?
Amirim, içeri bir arkalık getirebilir misin?
I need a backboard here, now! Daddy?
Hemen sedye getirin buraya!- Baba?
We don't have a backboard, On what? and every millimeter counts.
Neyle çıkaracağız? Sedyemiz yok ve her milimetre önemli.
Chief. Can you bring a backboard in?
İçeri bir arkalık getirebilir misin? Amirim?
Give me a backboard! All right!
Pekala, bana bir sedye ver!
I need a C collar and a backboard.
Boyunluk ve arkalık lazım.
I need blankets and a backboard right now.
Bana hemen battaniye ve arkalık lazım.
All right, Alan, we're gonna put a backboard under you, and then we're gonna get you to a hospital, okay?
Pekâlâ Alan, altına bir arkalık koyacağız ve seni hastaneye götüreceğiz, tamam mı?
You get me two courtside… if it goes seven games, on the floor… and I don't mean behind the backboard.
Kapalıdan iki tane istiyorum,… zeminde olsun ve tabelanın arka… tarafından olanlardan istemiyorum.
On the floor, you get me 2 courtside, and i don't mean that shit behind the backboard.
Kapalıdan iki tane istiyorum,… zeminde olsun ve tabelanın arka… tarafından olanlardan istemiyorum.
since you just used my baby boy's head as a backboard for your little trashcan basketball game,
küçük çöp kutusu oyununuz için pota olarak kullandığınızdan beri onları almaktan vazgeçtim
since you just used my baby boy's head as a backboard… for your little trash can basketball game… I'm gonna stop taking'em and come back in three days when the happy wears off.
küçük çöp kutusu oyununuz için pota olarak kullandığınızdan beri onları almaktan vazgeçtim ve üç gün içinde mutluluğumu bırakıp geri döneceğim.
Herrmann, backboards and cribbing.
Herrmann, sedye ve destek.
EMT's, backboards, ambulances, the whole nine yards.
İlk Yardım, sırt tahtası, ambulanslar, her şey.
Jordan 1 Shattered Backboards?
Jordan 1 Shattered Backboard giymiş?
I managed to strap us to one of the backboards before we hit.
Çarpmadan önce bizi çarpma tahtalarından birine bağlamayı başardım.
You see two IVs, c-collars, backboards, monitors all packaged and ready to go.
İki serum, boyunluk, sırtlık ve monitörlerin hepsi size hazır bir şekilde teslim edilir.
Get him on the backboard.
Onu uzun omurga tahtasına alın.
He's my backboard.
Atış tahtam oldu.
Results: 132, Time: 0.0631

Top dictionary queries

English - Turkish