BAKE in Turkish translation

[beik]
[beik]
kek
cake
muffin
cupcake
pie
bake
cheesecake
twinkie
brownies
pancakes
flapjacks
bake
fırın
oven
furnace
bakery
stove
bake
cooker
boulangerie
incinerator
pişir
cook
baking
make
culinary
broil
pasta
pass
rust
fold
bypass
rusty
the handoff
passe
pişirin
cook
bake
overcook
pişiririm
will cook
bake
i will make
am cooking
up-to-my-knee
can cook
pişirelim
cook
LET'S BAKE
let's get cooking
make some
yemek
food
dinner
to eat
lunch
meal
cook
supper
dish
chow
dining
fırınla

Examples of using Bake in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tom called Mary to ask her to help at the bake sale.
Tom Maryyi fırın satışında onun yardım etmesini rica etmek için aradı.
I bake bread. That's good.
Ben ekmek pişiririm.- Bu iyi.
Bake sales, my mother was Anais Nin. Now I find out that in between.
Şimdiyse annemin kek satışları arasında… Anais Nin rolüne büründüğünü öğreniyorum.
An8}We can bake sweet potatoes in the furnace.
Fırında tatlı patates yapabiliriz.
All we got left is Shake'n Bake, aisle five.
Elimizde kalan tek şey beşinci koridordaki'' Shake n Bake.
just bake.
sadece pişir.
Should we set the timer? Yeah, bake.
Evet, pişirelim. Zamanlayıcıyı ayarlayalım mı?
The bake sale's a castle theme. I guess.
Galiba. Pasta satışı şato temalı.
You have to win the bake sale.
Fırın satışını kazanmalısın.
And I bake bread… bread… bread!
Pişiririm, pişiririm. Ve ben, ekmek pişiririm!.
Bake me in a pie and call me an apple fritter.
Beni bir turtada pişirin ve adımı elmalı börek koyun.
Sure. As walnut bake loaves go,
Cevizli kek somununa gelirsek,
Bake, so that you can cook.
Fırında, böylece yemek yapabilirim.
He is a goddamn suicide bomber, Bake.
Kahrolası bir intihar bombacısı o, Bake.
In the caldron boil and bake.
Kazanda kaynat ve pişir.
The church bake sale.
Kilisedeki yemek satışında.
Yeah, bake. Should we set the timer?
Evet, pişirelim. Zamanlayıcıyı ayarlayalım mı?
Carpool line duty, brownies for Dylan's bake sale.
Dylanın pasta satışı için Brownie. Trafik çizgisi görevi.
As walnut bake loaves go,
Cevizli kek somununa gelirsek,
I bake the pie.
Turtayı ben pişiririm.
Results: 233, Time: 0.0971

Top dictionary queries

English - Turkish