BIG DINNER in Turkish translation

[big 'dinər]
[big 'dinər]
büyük bir yemek
big dinner
a big meal
a big dish
a big food
big lunch
akşam büyük bir akşam yemeği
koca bir yemek
big dinner

Examples of using Big dinner in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Where we going for our big dinner on Friday? So Elaine?
Elaine… cuma günkü büyük yemek için nereye gidiyoruz?
So Elaine… where we going for our big dinner on Friday?
Elaine… cuma günkü büyük yemek için nereye gidiyoruz?
There's a big dinner Tuesday night at Frank's house.
Salı, Frankin evinde büyük bir akşam yemeği var.
Yeah. And there's a big dinner riding on this.
Ve bunun üzerine binen büyük bir akşam yemeği var. evet.
And there's a big dinner riding on this. Yeah.
Ve bunun üzerine binen büyük bir akşam yemeği var. evet.
No. The big dinner's on Thursday.
Hayır. Büyük yemek perşembe.
No. The big dinner's on Thursday.
Hayır, büyük yemek Perşembe günü.
No. The big dinner's on Thursday.
Büyük yemek perşembe. Hayır.
No. The big dinner's on Thursday.
Hayır, büyük yemek perşembe akşamı.
How about a big dinner with baked potatoes?
Fırınlanmış patates ile büyük bir akşam yemeği hakkında ne düşünürsünüz?
Save your appetite for the big dinner.
İştahınızı büyük bir akşam yemeği için saklayın.
Big dinner, can't do that all himself.
Koca yemek. Kendi başına halledemez.
So who are you taking tonight to Vucelich's big dinner party?
Vucelichin büyük yemek partisine kimi götüreceksin?
I forgot the gravy for monday night, the big dinner.
Sosu unutmuşum. Pazartesi akşam ki büyük yemek için.
There's a big dinner Tuesday night at Frank's house.
Salı akşamı Frankin evinde büyük akşam yemeği var.
But during his final year at Wisconsin, he had a big dinner for his 21st birthday at some restaurant.
Ama, Wisconsindeki son yılında 21. yaşını kutlamak için bir restoranda büyük bir yemek vermiş.
And um… they're gonna make you this big dinner where you can eat whatever you like.
Ve… sana koca bir yemek hazırlayacaklar yemeğini istediğin yerde yiyebileceksin..
I don't know what you're doing later… but we're having a really big dinner at our place.
Akşam ne yapacaksın bilmiyorum ama, biz büyük bir yemek yapacağız.
As I walked off my Big dinner, I realized I would gone from pretending… I didn't hate being in the country… to pretending I didn't hate listening to Big's Willow talk.
Büyük yemeğimden dönerken, kulübede olmaktan nefret etmiyormuşum gibi davranmaktan, Büyükün Willowu anlatışından nefret etmiyormuş gibi davrandığımı fark ettim.
Soon after that, I heard there was to be a big dinner at the Freemason's Hall, and that they were short of waiters.
Çok geçmeden Özgür Masonlar Genelevinde büyük bir akşam yemeği verileceğini ve garson eksiklerinin olduğunu duydum.
Results: 64, Time: 0.0425

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish