BLACKEST in Turkish translation

['blækist]
['blækist]
karanlık
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
siyah
black
dark
colored
kara
black
dark
land
noir
ground
snow
kapkara
black
dark
and

Examples of using Blackest in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Do you think that we're allowing Winston to be his blackest self?
Sizce Winstonın siyahi doğasını yaşamasına izin veriyor muyuz?
In the velvet darkness** Of the blackest night.
En karanlık gecenin kadifemsi koyuluğunda.
I'm sure he threw up the Blackest he could.
Eminim mümkün olduğunca siyahice'' kusmuştur.
Even though I have never seen you, I bet my best memories I would recognize you in the blackest night.
Seni hiç görmemiş olmama Rağmen, en karanlık gece de bile seni tanıyacağıma, en sevdiğim anılarım üzerine bahse girerim.
has found a way to steal the blackest soul on Earth to fight for him.
dünya üzerindeki, en karanlık ruhu çalmanın… bir yolunu buldu ki; kendisi için savaşsın.
The blackest eyes. with this blank,
Koyu siyah gözlü. 6 yaşında
Bluest eyes'neath the blackest of brows I'm diggin' you… beware my son, said the old man.
Kara kaşların altındaki mavi gözlere Ben kazıcıyım… dikkat et dedi, yaşlı adam.
Water and air, white as fog. blackest bog, Earth and water.
Toprak ve su… kapkara bir batak… su ve hava… sis kadar ak.
Beware my son, said the old man. Bluest of eyes'neath the blackest of brows.
Kara kaşların altında mavi gözlere, dikkat et dedi, yaşlı adam.
Vantablack is made of carbon nanotubes and is the blackest substance known, absorbing a maximum of 99.965% of radiation in the visible spectrum.
Vantablack, karbon nanotüplerden yapılmış ve görünür tayftaki ışınımın azami% 99.965ini yuttuğu için bilinen en siyah maddedir.
Water and air, Earth and water, white as fog. blackest bog.
Toprak ve su… kapkara bir batak… su ve hava… sis kadar ak.
In brightest day, in blackest night, no evil shall escape my sight. let those who worship evil's might beware my power, Green Lantern's light!
En aydınlık günde, en karanlık gecede hiç bir kötülük gözümden kaçmayacak şeytanın gücüne ibadet edenler korksun Yeşil Fenerin gücünden!
don't tell me, your oldest and blackest friend?
en eski ve en siyah arkadaşına bunu söylemiyor musun?
White as fog. water and air, Earth and water, blackest bog.
Toprak ve su… kapkara bir batak… su ve hava… sis kadar ak.
And yet it would be the blackest treachery to Holmes to draw back now from the part which he had intrusted to me.
Ve henüz parçası şimdi geri çekilmek zorunda Holmes siyah ihanet olurdu bana intrusted vardı.
has found a way to steal the blackest soul on Earth to fight for him.
dünya üzerindeki, en karanlık ruhu çalmanın… Gabriel bunun fazlasıyla farkında.
White as fog. Earth and water, water and air, blackest bog.
Toprak ve su… kapkara bir batak… su ve hava… sis kadar ak.
and… the blackest eyes.
ve… koyu siyah gözlü.
In brightest day, in blackest night… And when you're gone, I will destroy everything you ever loved.
Sen ölünce, sevdiğin her şeyi yok edeceğim. En aydınlık günde, en karanlık gecede.
Blackest bog, white as fog. water
Toprak ve su… kapkara bir batak… su
Results: 64, Time: 0.076

Top dictionary queries

English - Turkish