BLACKSMITH in Turkish translation

['blæksmiθ]
['blæksmiθ]
demirci
blacksmith
smith
forge
nalbant
blacksmith
smithy
blacksmith
demirciye
blacksmith
smith
forge
demirciyi
blacksmith
smith
forge
demircinin
blacksmith
smith
forge
nalbandı
blacksmith
smithy
nalbantıyım
blacksmith
smithy

Examples of using Blacksmith in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The blacksmith isn't allowed to live in the village, because of his magical powers.
Demircinin sihirli güçlerinden dolayı köyden çıkmasına izin verilmiyordu.
Bring all of your silver to the blacksmith!
Tüm gümüşlerinizi demirciye getirin!
Have you killed the blacksmith?
Demirciyi sen mi öldürdün?
cheating blacksmith. Bartender.
hilekar nalbandı arıyorum.
uh, blacksmith.
şey, nalbantıyım.
Tim Blacksmith and Danny D. were signed as executive producers of"Roc Me Out.
Tim Blacksmith ve Danny D. yönetici yapımcılar olarak kayıtlarda yer aldı.
I don't want to play blacksmith with you.
Seninle nalbant oyunu oynamak istemiyorum.
We don't know how long the blacksmith is going to be gone.
Demircinin ne kadar süreliğine gittiğini bilmiyoruz.
Do you want to help the blacksmith? Don't worry?
Korkma. Demirciye yardım etmek istiyor musun?
Bartender, I'm looking for that no-good, cheating blacksmith.
Demirciyi arıyorum Barmen, Şu işe yaramaz.
I mean, blacksmith.
şey, nalbantıyım.
Cheating blacksmith. Bartender, I'm looking for that no-good.
Barmen, o beş para etmez, hilekar nalbandı arıyorum.
Prepare to meet your maker, blacksmith.
Yaratanına kavuşmaya hazırlan nalbant.
Turns out the DA was right, that the Blacksmith arranged the meet.
Görünüşe göre B.S. haklıydı toplantıyı Blacksmith ayarlamış.
Working late for a blacksmith, aren't you?
Bir demircinin çalışması için geç olmadı mı?
We need a blacksmith because James Freeman has murdered the one we had.
Demirciye ihtiyacımız var çünkü James Freeman tek demircimizi öldürdü.
I'm trying to find the blacksmith. For what?
Bir demirciyi arıyorum… Ne var?
Good work, blacksmith.
Aferin sana, nalbant.
Ernie Blacksmith.
Ernie Blacksmith.
Well, I bought back the dogs and paid the blacksmith to take care of them.
Aslında köpekleri satın alıp demirciye para vererek onlarla ilgilenmesini söyledim.
Results: 463, Time: 0.0517

Top dictionary queries

English - Turkish